24 Ekim 2012 Çarşamba

NATO ve Transatlantik İlişkiler II

Başkanlık Seçimleri Üzerinden Türkiye-ABD İlişkisi



                        Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi Amerika’nın dünya yönetiminde bir(inci) olduğu çıplak gözle görülebilir bir durumdur. Bu sebeple olaylara bakıldığında Amerikan siyasetinde aktif rol oynamak büyük bir sorumluluk getirmektedir. Şöyle ki, hedeflerimizden biri Türk ve Amerikan halklarını kaynaştırmak ve yönetim başta olmak üzere diğer dallarda alışveriş yapmak olmalıdır. Lakin  bakıldığında siyasi alanda bir boşluk vardır ve maalesef Türk Amerikalılar diğer grupların Türk-Amerikan ilişkilerinde rol almasına ve oynamasına izin vermemektedirler. ABD’nin Ortadoğu, Kafkasya gibi kısaca bu coğrafya hakkında cehaleti bulunmaktadır. Bu durum Türk Amerikalıların siyasete katılmasıyla giderilebilecek bir durumdur. Nihayetinde Amerikan Başkanının kim olduğu önemli değildir. Çünkü, o koltuğa oturan Türkiye'nin ne kadar önemli olduğunu görür. Kafamızda bir resim çizersek kongre üyeleri eyaletleri temsil eder ve buda hangi topluluğun desteğini alırlarsa o yönde kongre üyelerini desteklerler ki Türk Amerikalılar bunu yapmadılar. İleri ki yıllarda Balkan savaşlarının 100. yılını yaşayacağız ve bu bölgede ki çekilen trajediyi kimse ele almayı gerek görmemiştir. Sadece Birinci Dünya Savaşının Anadolu tarafından ele almak eksiklik yaratacaktır. Birde Türkiye’de dini özgürlük olmadığına dair bir yol izlendi ki bunun doğru olmadığı çeşitli şekillerle kanıtlandı. Örneğin; Heybeliada Ruhban Okulu tekrar açılırken Atina’daki Camiinin hala aktif olmaması gündeme gelmedi. Bu durum düşündürücüdür ve burada Türklerin daha aktif olması gerekmektedir. Türk-Amerikan aktifleşmesinden bahsedersek, kamu politik eylem grupları kurulup başkan adaylarına destek toplayarak yardımcı olunabiliyor. Bu yönde ABD’de Türkiye’yi temsilen var olan “Turkish Coalition of America” isimli kuruluş 2008-2009 yılları arasında 146.000 dolar, 2009-2010 yılları arasında 300.000 dolar toplandığını belirtmiştir.[1] Bu rakamlar küçük gözükebilir ancak kongre üyesi seçimlerinde muazzam bir para desteği sağlamaktadır. Mesela, hiçbir Türk ABD’de yönetime gelemedi veya kongre üyesi olamadı. Bu sorun kurulacak bir takım kuruluşlarla giderilebilecek bir durumdur. Mesela Turkish Coalition of America isimli kuruluş Türk Amerikalı gençlerin aynı eyalette hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar tarafından temsil edilmesini sağlamaya çalışıyorlar.

17 Ekim 2012 Çarşamba

Vatan Üzerine - II -


Not: Vatan Üzerine - I - yazısının devamıdır. Yazının bütünlüğü açısından bir önceki makalenin de mutlaka gözden geçirilmesi ehemmiyet teşkil eder.

Günümüz Türk milleti ve özellikle Türkiye için durum bir hayli karmaşık bir haldedir. Çünkü Türkiye hem konumu hem de tarihi gereği birçok ülkeye nasip(!) olmayan özel bir konumdadır. Rahmetli Reha Oğuz Türkkan’ın ifadesi ile “Biz obamızı çakalların yolu üzere kurmuşuz.” Türkiye’deki gerek kendi iç dinamikleri ve gerekse dünya klasman ülkeleri arasında gelişen rekabetten en doğal netice olarak millet etkilenmektedir. Bu hal düşünce dünyasında değişimlere, davranışlarda farklılaşmalara ve yeni toplumsal sınıfların yahut gurupların oluşmasına neden olmaktadır.

"Vatan" Üzerine - I -


Vatan, kuvvete râmolan vefâsız bir kadına benzer… [1]
Durmuş Hocaoğlu

İnsanlar doğdukları an itibari ile kendilerini kurulu bir düzenin içerisinde bulurlar. Doğanın kendine has yasaları uyarınca her canlı bir anne babası var olagelmiştir. Bu düzen, insanoğlu için mikro düzeyden makro düzeye kadar gün be gün safhalar atlar, merhaleler atlatır; bir bebeğin nazarında… İnsanoğlu doğduğu andan itibaren gerek teolojik gerekse felsefi olarak var oluşunu sorgulamış, kendince belli neticeler elde etmiştir. Çok basit bir gözlem ile ilk tadılan şey anne sütü olur. Gözler ilk anne babaya bakar. Dil ilk defa anne baba der, çoğunlukla. Ev denilen bir çatının altında tabiatın vahşiliğinden korunuruz. Lakin dünyada ilk olarak tanıdığımız şey annemizin kokusu olsa gerek. İşte milli kimlik burada başlar. Kundaklandığımızda, ağzımıza bir emzik verildiğinde ve özellikle bir ninni dinlediğimizden andan itibaren biz “bir milletin üyesi, bir vatanın ferdi” haline gelmişiz demektir.

2 Ekim 2012 Salı

Malum Olaylar...

Başlığa "Malum Olaylar" dememin sebebi aşağıda sunuş kısmının altında yer alan satırları okuduğunuzda "ben bu filmi izlemiştim" ifadesinin zihninizde zuhur edeceğini tahmin ettiğimdir. Bizim bugünlerde yaşadığımız birçok vakia aslında "sosyal psikoloji" deneyi olarak denenmiş ve başını gördüğünüzde sonunu yaşamadan izah edebileceğiniz hadiseler. Buna dair bir makaleyi geriye dönük zaman zaman yapmış olduğum okumaların birinde rast geldim ve ülkesi için güzel günler hayali kuranlarla üleşmek arzusu hasıl oldu.