30 Haziran 2014 Pazartesi

Hoşbulduk - Görev Süresi Uzatılması Hakkında Tarihten Anekdot



            Yakın bir zamana kadar ihmal ettiğim bir vazifeye memur olma kararını sevgili dostum O. Berat Çelebi'nin ikazı sonucunda aldım. Sevgili arkadaşlar, bugünden itibaren buradan size seslenebilme imkanına mazhar oluyorum. Evet. Aklıma Galip Erdem geliyor. Nitekim bu gün kayıtsız şartsız görüşlerin altına imza atabilme 'lüksü' yıllar  geçtikçe azalıyor. Fanatizmin girdabındakiler ayrı tabi. Kayıtsız şartsız görüşün altına imza atabilme fanatizm gereği değilse ERDEM'in Galip gelmesindendir.
            Galip Erdem ilk yazılarını kaleme alacağı vakit, köşesinden okurlarına bir söz verdi. Okurlarına inandığı şeylerin hepsini yazamayabileceğini ama inanmadığı hiç bir şeyi yazmayacağını söyledi. Gel de bu sözün altına imza atma. Bilmiyorum onu sevmekten başka neler yaptım. Ama en azından onun bu ilkesine sonuna kadar bağlı kalma yemini ile hoş bulduk diyorum.

            Bugünlerde kısık ateş ile pişirilmeye başlayan cumhurbaşkanlığı süreci hakkında bir çok yazılar yayınlanıyor. Niyetim onları tekrarlamak veya ucu açık tartışmalara uzanmak değil. Sadece hatırlamak istediğim bir nokta var. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin tarihimizde hep tartışmalara, kavgalara, mücadelelere sahne olarak gerçekleşmesini hatırlatacağım. Konu hakkında tafsilatlı bilgiler için www.sozkonusu.net'te yayınlanan bir yazı mevcut. Burada daha çok, görev süresi uzatma tartışmalarını ele alacağız.
            Cumhurbaşkanlığı görev süreleri cumhuriyet tarihimiz boyunca aynı kalmamıştır. 1924 Anayasamız gereği cumhurbaşkanları ilk olarak her seçim döneminden sonra TBMM tarafından seçilmekte, dönem sınırlaması olmaksızın aday kişi seçimleri kazandıkça görev yapabilmekte idi. Nitekim Atatürk, İnönü, çok partili hayata geçildikten sonra Bayar bu şekilde görev yaptılar. Atatürk, 1923, 1927, 1931, 1935 olmak üzere dört defa seçildi. İnönü 1938 (Atatürk'ün vefatı üzerine olağanüstü) 1939, 1943, 1946 yıllarında seçildi. Bayar da 1950, 1954 ve 1957 senelerinde DP'nin adayı olarak ama DP Genel Başkanlığı'ndan ayrılmış olarak seçildi. Meclis'in görev süresi dört yıldı böylece cumhurbaşkanları da dört yıllığına seçilmiş oluyordu.
            1961 Anayasamızda ise bu usul değiştirildi ve yakın bir zaman öncesine kadar (1982 Anayasası bir kaç esası değiştirip usulü değiştirmemişti) uygulamada olan yöntemi getirdi. Cumhurbaşkanları meclis tarafından bir defaya mahsus olmak üzere yedi yıllığına seçilmeye başladı. Gürsel'in hastalığı nüksetmesi üzerine sağlık gerekçeleri ile görevden ayrılan tek cumhurbaşkanı oldu. 1966'da Cevdet Sunay, 1973'te Fahri Korutürk, cumhurbaşkanı oldular. 1980'de ise partiler arası uzlaşma yada bir aday üzerinde meclis aritmetiği sağlanamadığı için altı ay boyunca seçimler müspet sonuçlandırılamadı, meclis başkanı İhsan Sabri Çağlayangil, cumhurbaşkanlığına vekalet etti. 1980 darbesinden sonra değiştirilen anayasada cumhurbaşkanının yine meclis tarafından seçilmesi ilkesi vardı ama anayasanın kabulü referandumu Kenan Evren'in cumhurbaşkanlığı oylaması ile birleştirildi. 1982'de Evren, 1989'da Özal, (Özal'ın vefatı nedeniyle) 1993'te Süleyman Demirel cumhurbaşkanı oldular. 2007'deki cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmaları sonunda üçüncü defa cumhurbaşkanının görev süresi, seçim usulüyle beraber değiştirildi. Artık cumhurbaşkanları en fazla iki dönemden beş yıllığına halk tarafından seçilmesine referandumla karar verildi.
            Peki cumhurbaşkanlığı görev süresi uzatma tartışmaları dendiğinde şüphesiz ilk anımsadığınız Demirel olacaktır. 2000 senesinin başında görev süresi doluyordu. Başbakan Ecevit, Demirel ile yıllar öncesindeki husumetlerine sünger çekmiş, onun görev süresinin uzatılmasını talep ediyordu. Bir anayasa maddesi değişikliği ile 7+5 formülü öngörülmüştü. 57. Hükümet bu konuda çatlak verdi ve tasarı yeterli oya ulaşmadı. Ancak başka görev süresi uzatılması tartışmaları olmadı mı? Yakın dönemi yaşayanlar ile araştıranlar Cevdet Sunay diyeceklerdir.
            1966'ta siyasi bir kriz doğmasına fırsat vermeden AP ve CHP neredeyse müşterek oldu ve Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay, önce kontenjan senatörü (o dönemde meclis dışından aday olunamıyordu) oldu sonra cumhurbaşkanı seçilmişti. 1973 yılına geldiğimizde ise 12 Mart döneminin yani güdümlü meclisin olduğunu görüyoruz. Cumhurbaşkanlığı seçimi hakkında ilk başlarda net ifade edilmese de Genelkurmay Başkanı Faruk Gürler'in adaylığı konuşulmaya başlanmış, ordunun önemli bir bölümü (tamamı denilemeyebilir dikkatli incelendiğinde) Gürler'in adaylığını destekleme eğilimini göstermişti.
            Bu şartlar olgunlaştırılırken, siyasi parti temsilcilerinden Cevdet Sunay'ın 1966'da seçiminde olduğu gibi yine Aydemir cuntasına karşı aldığı duruş hatırlatılmış, Sunay'ın demokrasiye olan olumlu tavrı vurgulanmıştı. Sunay'ın bu dönemde cumhurbaşkanlığının devam etmesinin ülke yararına olduğunu işleyen köşe yazıları da yazılmaya başlandı. Ancak meclis içi  ve meclis dışındaki tartışmalar neticesinde, cumhurbaşkanlığı görev süresinin uzatılmasının iki kusuru ön plana çıkarıldı. Birincisi, görev süresi dolduğu takdirde vazife başındakilerin makamlarından çekilmelerinin de bir demokratik refleks olduğudur. İkincisi de kişiye özel değişiklik intibasının uyanmasına karşı çıkılmasıdır. Bu eksendeki görüşler ağır basmış ve Cevdet Sunay'ın görev süresi uzatılmamıştır.
            Gürler'li tartışmaların olduğu seçimler için ise başka yazıya. Allahaısmarladık. 

 caghansari@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder