11 Temmuz 2014 Cuma

Soykırım Kabul Edilen ama Sorumlusu İlan Eedilmeyen Vahşet

Evet. Srebrenitsa’yı kastediyoruz. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’nın gördüğü en büyük katliam olan Srebrenitsa. Lahey Adalet Divanı’nın soykırım olarak tanıdığı ama sorumlusu olarak Sırbistan’ı görmediği Srebrenitsa. Suç şahıslarındır devletlerin değil ilkesinin uydurulduğu Srebrenitsa. 

Yugoslavya İç Savaşı sırasında, BM tarafından güvenlik gerekçesi ile silahları toplanan Boşnaklar, altı bölgeye yerleştirilmişti. Bunlardan biri de Srebrenitsa idi. Srebrenitsa’nın 25.000-30.000 arası olan nüfusu, göç dalgası ile 60.000’i bulmuştu. Bölgenin güvenliği Thom Karremans adına bir Hollandalı komutan sağlıyordu. Maiyetinde tam teçhizatlı 400 Hollandalı asker bulunuyordu. BM güvenlik gücü olarak silah kullanma yetkileri vardı. 1992 yılının 11 Temmuz’u geldiğinde Boşnakları koruması gereken Hollandalı askerler bir anda mevzilerini terk ettiler. Çok geçmeden Ratko Mladiç komutasındaki Sırp ordusu, Srebrenitsa’ya girdi. BM güvenlik güçleri bölgeyi korumak için oradaydı. Gittiler. 

Sadece bir aralık iki savaş uçağı uçuruldu. Sırp askerlerinin bu uçuşa aldırmasını beklemek ne derece askerlik tabiatına uygundu. Hatta ne derece vicdana uyardı. 

Sırp askerleri, Tanjarz kırsalı ağırlıklı olmak üzere, kentin içinde dışında, yollarda Boşnakları öldürmeye başladı. Sırp askerleri, yaşlı, kadın, çocuk ayrımı yapmadı. Bırakın insanlık onurunu savaş ahlakının bile kabul edemeyeceği bir katliamı gerçekleştirirken, ölü sayısının belirlenmeme isteği midir yoksa nefretin bir boyutu mudur, naaşların büyük çoğunluğunu yaktılar. Beş gün süren insanın, ızdırap duymaması için bütün vasıflarını yitirmesi gereken bu katliamda tespit edilebilen rakama göre 8.372 Boşnak öldürüldü. 

Metodolojik bir sadelikle yazıldığında satırlar nasıl anlamsız kalıyor. Peki, duyguların izlerini takip ettiğimizde neler ile karşılaşacağımıza bir bakalım. Srebrenitsa ’da öldürülenlerin hepsi Müslümandı. Avrupa son altı yüzyıldan beri, kıtasında Müslüman demek Türk demekti. Sırp ordusu, her bir Boşnak’ı öldürdüğünde, bir Müslümanı bir Türk’ü katlettiğini biliyor ve intikam duygularını besliyordu. Evet, intikam. Yüzlerce yıl önce savaş meydanlarında yenemedikleri Türklere karşı her daim nefret duyguları beslemişler, slavcılık akımlarını Türk düşmanlığı olarak kodlamışlardı. 

Bosna’daki olan katliam o dönem Türkiye kamuoyunda ciddi yankılar buldu. Ancak bugün 11 Temmuz’da anılmaktan öteye gidilemiyor. Lahey’in suç şahsidir, devlete mal edilemez prensibinin adalet getirmesi mümkün müdür? Bu suç ne şahsi ne devletindir. Sırp ulusuna aittir. 

Türk düşmanlığının bir tezahürüdür. Tıpkı Hocalı ’da olduğu gibi...





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder