6 Eylül 2014 Cumartesi

6-7 Eylül Olayları

12 Mart 2009'da Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde Tarih ve Gençlik Kulübü tarafından düzenlenen ‘Evvel Zaman İçinde – Tarih Öğrencileri I. Ulusal Sempozyumu’nda tebliğ olarak sunulmuştur.  Sempozyum bildirileri 2010 senesinde kitap haline getirilerek basılmıştır.

6-7 Eylül’ün Öncesi

6–7 Eylül Olaylarından önce Türkiye, Kıbrıs meselesi nedeniyle gergin günler geçiriyordu. Yunanistan ile  karşı karşıya gelinirken, İngiltere Kıbrıs’ın geleceğini belirlemek için 29 Ağustos 1955’te Londra’da konferans düzenlemiştir. Konferansta Yunanistan, Kıbrıs’a self-determinasyon talep etmekte, İngiltere, Yunanistan’a ödün olarak adaya özerklik verilmesini teklif etmekte iken Türkiye adına konuşmayı 1 Eylül’de Dış İşleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu yaptı. Zorlu; ‘‘Kıbrıs, Türkiye’nin savunması ve güvenliği için yaşamsal bir önem taşımaktadır. Bu nedenle bir gün İngiltere adadan ayrılmaya karar verirse Türkiye’nin güvenliği meselesi diğer bütün ilkelerden hatta self-determinasyon ilkesinden daha önemli sayılmalıdır. Ayrıca tarihi, ekonomik ve askeri yönden Kıbrıs’ın Türkiye’ye bağlı bulunduğunu dikkate almalıdır.’’


Zorlu’nun konuşmasına destek vermek amacıyla Türkiye’de süratle şubeleri açılan Kıbrıs Türktür Cemiyeti, 4 Eylül günü Londra da bir miting tertiplemiş ve 5.000’ne yakın katılım olmuştur. Londra da yapılan mitingin yanı sıra İstanbul’da da günlerden beri gerginlik sürmektedir. Kıbrıs Türktür Cemiyeti’nin başkanı Hikmet Bil’i yaptığı gezilerde yanında bulunduran Başbakan Adnan Menderes, bu tavrıyla meseleye sahip çıktığı görüntüsünü vermiştir. Apoyevmatini gazetesinin Kıbrıs konusunda takındığı tavrı çok sert şekilde eleştiren Hürriyet gazetesi, Apoyevmatini gazetesini Yunanistan’da çıkan Türk karşıtı gazetelerden biri diyecek konuma gelmiştir. 27 Ağustos tarihli Vatan gazetesi de Apoyevmatini gazetesini hedef almıştır.  1924 Mübadelesi ile 11 Kasım 1942’de çıkarılan Varlık Vergisi de yıllarca biriken sorunun kilometre taşlarıdır.

İstanbul’da Olaylar

Saat 13.00’da radyodan Atatürk’ün Selanik’te doğduğu eve ve Türk konsolosluğu arasındaki bahçeye bomba atıldığı ve bombalardan birinin patlaması neticesinde evin bazı camlarının kırıldığı duyuruldu. Akşam gazetesi olan İstanbul Ekspres iki baskı yaparak olayı baş sayfadan duyurdu. Akşam 17:00dan sonra ellerinde bayraklar, Atatürk ve Bayar posterleri olan gruplar büyük caddelerde toplanmaya başladı. Taksim meydanında toplanan büyük bir kalabalık, Cumhuriyet Anıtı önünde istiklal marşı okudu ve anıta Türk bayrağı çekildi.

3 Saat 18.00’den sonra kalabalık İstiklal Caddesine yöneldi ve cadde üzerindeki ilk Rum dükkânının tahrip edilmesiyle olaylar başladı. Ardından bütün cadde üzerindeki Rum dükkân ve kiliseleri hedef halini aldı. İstiklal Caddesinde, Kıbrıs Türktür Türk kalacak sloganları atan gruplar mağazaların camlarını taş ve sopalarla kırmakta, mağazalardaki malları caddelere atmakta idi.  

Şişli ve Karaköy’de olaylar devam ederken saat 20.00 den sonra da Perşembe pazarı, Sirkeci, Haliç, Beyazıt, Gedikpaşa, Kumkapı, Yenikapı’daki Rum dükkânları, evleri, atölyeleri ve kiliseleri saldırılara maruz kaldı.  Olaylar öncesi basın tarafından hedef gösterilen Apoyevmatini, Embros, Tahidromos gazeteleri 21.00 a doğru basılmış ve matbaaları tahrip edilmiştir. Apoyevmatini aldığı hasarlar nedeniyle bir sonraki baskısını 21 Eylül’de ancak çıkarabilmiştir.

22.00 dan sonra şehir içinde ulaşım durdu. Hareket yerini yağmacılığa bırakınca Yunan konsolosluğu ve Rum patrikhanesi koruma altına alındı. Askeri birlikler, Beyoğlu’na giden yolları kesti, nihayetinde 7 Eylül 00.30 da yani yeni günün ilk dakikalarında Örfi İdare ilan edilmiştir. Saat 02.30 dan sonra asayiş yavaş yavaş ele alınmıştır.

Beyoğlu’nda yağma ve yıkma hareketleri esnasında, buzdolapları, çamaşır makineleri, araçların arkasına takılarak sürüklenmiş, basılan evlerden dükkânlardan atılan mobilyalar eşyalar kumaşlar caddeleri doldurmuştur. 7 Eylül 1955 tarihli Akşam gazetesinin haberine göre Arnavutköy’de 500 kadar Rum misilleme yapmak amacıyla toplanmış askeri birliklerin müdahalesiyle dağıtılmışlardır.

İzmir’de Olaylar

İzmir’de de olayların başlangıcında gazeteler rol oynamıştır. Gece Postası, ‘Palikaryanın Bayrağı Artık Konak Meydanında Dalgalanamaz’’ manşetiyle 6 Eylül günü çıktı. Akşam saatlerinde fuar nedeniyle Konak Meydanı’nda çekilmiş Yunan bayrağına saldıran gençler, göndere istiklal marşını okuyarak Türk bayrağını çektirttiler. Yunan gazinosu taşlandı, bina ateşe verildi. 21.00 a doğru Yunan konsolosluğu da saldırıya uğradı, bina ateşe verildi. Buca, Alsancak ve Bornova da yıkma olayları yaşanırken, sahildeki iki yunan motoru batırılıp gemilere de saldırı başlayınca ordu duruma el koydu. Sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Ankara ve Eskişehir’de Olayları

Ankara’da gece yarısından sonra Siyasal Bilgiler ve Hukuk Fakültesi önünde toplanan öğrenciler zor kullanılarak dağıtılmıştır. Yunan Konsolosluğu önünde toplanan grupta polis tarafından dağıtılmıştır. Bursa’da Rumları korumak için 97 Rum bir otele yerleştirilmiş, Eskişehir’de gençlerin katıldığı küçük çaplı gösteride sükûnetle sonlanmıştır.

Olayların Kontrol Altına Alınması

6 Eylül akşamı Ankara’ya hareket halinde iken olayların büyümesi üzerine Adapazarı’ndan geri dönen Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve Başbakan yardımcısı Fuat Köprülü saat 23.30’da İstanbul’a Kadıköy’e ulaştı. Telsizle Örfi İdare ilan edildi. Feroz Ahmad, Demokrasi Sürecinde Türkiye, adlı kitabında örfi idarenin 86. madde gereğine uymadığını yazar. Saat 21. 00 da İçişleri Bakanı 1.Ordu Komutanına ‘emre itaat etmeyenlere taşkınlığa devam edenlere ateş açılsın’ olan hükümet emrini verdi. 1.Ordu Komutanı Vedat Garan Paşa ateş emrini reddetti.

7 Eylül 1955 sabah çıkan gazeteler sıkıyönetimi bildirirken ikinci baskı yapanlar ve akşam gazeteleri sıkıyönetimin kararının kaldırıldığı yazıyordu. Bunun nedeni sabah saatlerinde sıkıyönetimden vazgeçilip öğle saatlerinde ise Bakanlar Kurulunun Ankara, İstanbul ve İzmir’de sıkıyönetim kararını tekrar almasıdır. Sıkıyönetim komutanlığına 3. Ordu Müfettişi Korgeneral Nurettin Aknoz tayin edildi. Ankara bölgesine Tuğgeneral İhsan Bingöl, İzmir Bölgesine Korgeneral Cemal Gürsel getirildi. 9 Eylül günü Hükümet, olaylarda meydana gelen maddi zararların karşılanacağını bildirdi. Olayların failleri olarak komünistleri suçladı

Sıkıyönetim

Sıkıyönetim komutanlığını olay gecesi İstanbul’da gece yarısında sokağa çıkma yasağı koydu. Saat 02.30 da güvenlik güçleri duruma tamamen hâkim olurken sokağa çıkma yasağı ilerleyen günlerde de 23.00 ile 05.00 arası devam ettirildi. Olaylar öncesinde tahrik unsuru içeren afiş ve levhalar kaldırıldı, bayraklarında kaldırılması istendi. 6/7 Eylül olaylarında tahrip edilen dükkânların artıklarının, dükkan sahiplerince, işlerine yarayanları alarak ayıklaması arta kalanında belediye ekiplerince temizlenmesi talimatı verilmiştir.

Sıkıyönetim Komutanı Tuğgeneral Nurettin Aknoz, 10 Eylül günü Harbiye de yaptığı basın toplantısında basına bazı kısıtlamalar getirildiğini bildirmiştir. Bu kısıtlamalara göre halkı heyecanlandıracak haberlerin yayınlanması, hükümetin tenkit edilmesi, NATO üyeleri ile ilgili haberlerin verilmesi, 6/7 Eylül olaylarına ilişkin fotoğraf, haber, yorum yapılması, ikinci baskı yapılması yasaklanmıştır.

Sıkıyönetim olaylar esnasında 2060 kişiyi Selimiye Kışlası’na tutuklayarak getirdi. İstanbul’da toplam 5104 kişi tutukladı. Ankara’da 300 ila 469 arasında değişen bir rakam verilmiştir. Bunun nedeni üç ayrı gazetenin ayrı rakamlarla haber yapmasıdır. İzmir’de 163 kişi tutuklanmıştır. İzmir’de tutuklananlar arasında Gece Postası gazetesinin Genel Müdürü Nuri Erdal ve gazete sahibi Abbas Aktaş’ta vardı. Tahrik unsuru olmasın düşüncesiyle 9 Eylül Kutlamaları da iptal edildi. Sıkıyönetim Komutanlığı ayrıca hükümet bildirisine uyarak komünist olarak fişlenmiş 45 kişiyi de tutuklamıştır. Aziz Nesin, Kemal Tahir, Aslan Kaynardağ, Hasan İzzetin Dinamo, Asım Bezirci, Hulusi Dosdoğru tutuklananlar arasındaydı. Tutuklamalar sürerken  Kıbrıs Türktür Cemiyeti idarecilerinin ifadeleri alındıktan sonra cemiyet kapatıldı. Cemiyet üyesi 97 kişi gözaltına alındı.

Olaylar esnasında görevli olan komutan ve idareciler haklarında tahkikata başlanıldı. 1. Ordu Komutanı Korgeneral Vedat Garan, İstanbul Komutanı Korgeneral Fazıl Bilge, İstanbul Garnizon Komutanı Tuğgeneral Nedim Erensoy görevlerinden alındı.

10 Eylül günü İçişleri Bakanı Namık Gedik istifa etti. İçişleri Bakanları’na vekâleten Savunma Bakanı Ethem Menderes getirildi. İstanbul Valisi Fahrettin Kerim Gökay istifa etti. Ankara Valiliğine Cemal Göktan, Emniyet Genel Müdürlüğüne Kemal Aygün getirildi. İçişleri Bakanlığı 20 Eylül’de olayları araştırmak için bir komisyon kurdu.

 Zararlar ve Rakamlar

 Olaylardan sonra başlanan davada yargıç Fahri Çöker dosyasına göre 4214 ev, 1004 işyeri, 73 kilise, 26 okul, 1 havra, 16 ayazma, 2 manastır, 2 mezarlık, 5 dernek binası, 14 imalathane, 26 eczane, 11 muayene, 9 matbaa, 10 otel, 18 fırın, 91 lokanta gazino,19 pastane, 1 benzinci, 23 depo, 10 kuyumcu, 2 garaj, 2 sinema, 1 hamam, 1 laboratuvar, 11 vasıta hasar görmüştür. Nevzat Karagil’in yaptığı araştırmaya göre olaylarda 3 kişi öldü, 30 kişi yaralandı. 1 Havra, 8 ayazma, 2 manastır, 3884’u Rumlara ait olmak üzere 8538 taşınmaz mal harap ve yağma edildi. Yunan kaynaklarının verileri ise 4340 atölye ve mağaza, 2000 konut, 110 lokanta, 33 kilise, 27 eczane, 21 fabrika, 12 otel, 11 klinik ve dispanser, 5 dernek binası, 3 gazete matbaası ve 2 mezarlıktır.

Can kayıpları konusunda ise Yeni Sabah, Hürriyet ve Cumhuriyet gazeteleri ölü sayısını 11 olarak verir. Yağma olayının boyutları da polisin yaptığı aramalar neticesinde ortaya çıkmıştır. Polis yapılan ihbarları değerlendirerek 13 Eylül 1955’e kadar 899 ev aranmış, 1655 farklı eşya 91.000 lira ve 300 altın lira bulunmuştur.

Zararların karşılanması için yardım kampanyaları başlatılmış, Cumhurbaşkanı himayesinde bir yardım komitesi kurdurmuştur. Komite üyeleri arasında Kızılay Umumi Merkezi Reisi Vekili ve Afyon Milletvekili Rıza Çerçel, Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Üzeyir Avunduk, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Sait İbrahim Es bulunmaktaydı. 10 Eylül günü toplanan komiteye İş Bankası’ndan Yapı İstanbul Ticaret Odası’ndan aldığı bağışlarla görevine başlamış,14 Eylül günü hasar tespiti ve yardım toplama olarak iki ayrı komite kurulması kararı alınmıştır. Komite zarar görenlerin 26 Eylül- 15 Ekim tarihleri arasında Ticaret Odası binasına tazminat taleplerini bildirmelerini duyurdu. 30 Eylül 1955’te 7 kişinin tazminat talebi kabul edildi ve 10.525 TL tutarında ödeme yapıldı. Yılsonuna kadar komite, 3113 kişinin talebini inceledi ve 5.633.761 TL ödeme yaptı. 885.425 TL’de komite tarafından okullara, kiliselere, hayırsever derneklere ödendi. Patrikhane başkanı, Başbakan Menderes’e teşekkür ve sitemlerini ileten bir mektup gönderdi.

İzmir’de Selahattin Sanver yönetiminde kurulan tazminat komisyonu bir bağış kampanyası başlatmış 5 Ekim’e kadar topladığı bağışları ödemiştir.  Yunan konsolosluğu için 70.000, fuarda hasara uğrayan yunan gazinosu için 20.000 lira ödenmiştir.

23 Kasım’da Maliye Bakanı Hasan Polatkan da bir konuşma yaparak yardım komitesinin 7 Eylül’den 23 Kasım’a kadar 2736 kişi ve 3 müessesenin zararlarının karşılandığını söylemiştir.

28 Şubat 1956 günü TBMM oturumunda 6/7 Eylül Olaylarındaki tazminatlar için Hükümet’e 60.000.000 liralık bir ödeme yetkisi ile yapılan yardımların gelir kurumlar vergisinden muaf tutulmalarına dair iki kanun kabul edildi. Kiliselere 12.739.705 lira ödendi kalan ödenek hak sahiplerine ödendi. Maddi hasarların yanı sıra İzmir’de Yunan Bayrağı ve Yunan subaylarının maruz kaldıkları saldırı gerekçesiyle Yunan Hükümeti manevi bir telafi istedi. 24 Ekim’de yeni Yunan Konsolosluğu binasına bayrak çekme töreni yapılmış, aynı günün akşamında da İzmir Ordu Evi’nde yunanlı subaylar için kutlama tertiplendi. Kutlamaya Türk Yunan ve Amerikan subaylar katıldı.

1 Kasım’da Cumhurbaşkanı Celal Bayar TBMM’nin açılış konuşmasında 6/7 Eylül Olaylarına değinmiş olayların sebebini Selanik’te patlayan bomba olarak göstermiştir.

Yargılamalar

İstanbul, sıkıyönetim ilanından sonra üç ayrı askeri bölgeye ayrılıp bu bölgelerde mahkemeler kurulmuştur. Aksaray Pertevniyal Lisesi’nde kurulan Beyazıt Özel Mahkemesi, Topkapı 66. Tümen Kışlası’nda kurulmuş Beyoğlu Özel Mahkemesi ve Selimiye Kışlası’nda kurulmuş Kadıköy Özel Mahkemesi. Mahkeme iddianamesinde 1886 kişi tahrip, 1622 kişi hırsızlık, 595 kişi yağma, 333 kişi tahrik, 21 kişi kundaklama ve 3 kişi dini kurumlara saldırı ile suçlanmıştır.  Yargılamalar bir yıldan fazla sürdü ve 1956 Aralık’ında İstanbul’da 3525, İzmir’de 251, Ankara’da 288 kişi serbest bırakıldı. Ocak 1957’de 288 mahkûm edildi. 61 kişi beraat etti, 208 vaka davadan düştü.

Yassı ada Mahkemelerinde 6–7 Eylül Olayları

27 Mayıs 1960 müdahalesi ile iktidardan düşürülen DP’ye mensup parlamenter, parti üyesi ve sorumluluk sahipleri hakkında 14 Ekim 1960- 15 Eylül 1961 tarihleri arasında Yassıada’da yargılamalar yapıldı. Yassıada Mahkemesi 19 Ekim 1960- 15 Ocak 1961 tarihleri arasında 6- 7 Eylül Olayları dosyasını ele almış dava 20 oturum sürmüştür.

Mahkeme de 11 sanık yargılanmıştır. Bunlar Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Zorlu, Başbakan Yardımcısı Fuat Köprülü, İstanbul Valisi Fahrettin Kerim Gökay, İzmir Valisi Kemal Hadımlı, İstanbul Emniyet Müdürü Alâeddin Eriş, Selanik Başkonsolosu Mehmet Ali Balin, Baş Konsolos Yardımcısı Mehmet Ali Tekinalp, Hukuk Fakültesi Öğrencisi Oktay Engin ve Gümülcine Türklerinden Hasan Uçar’dır.

Bu davada hükümet Kıbrıs konusunda Türk görüşünü kabul ettirmek için olayları tertip etmekle suçlanmıştır.  Bayar, Menderes, Zorlu tertip emrini vermekle, Köprülü planı desteklemekle, valiler ve emniyet müdürleri, can ve mal güvenliğini sağlayamamakla, Selanik Konsolosu ve yardımcısı olaylara sebebiyet sağlamakla, Oktay Engin bombayı atmakla suçlanmıştır. Oktay Engin Selanik Üniversitesi’nde hukuk öğrenimi görmekte ve burs almaktadır.  Duruşmalarda, Cumhurbaşkanı anayasanın 41. maddesine göre ancak vatana ihanet veya şahsi meselelerden yargılanabilir hükmüyle Bayar davadan düşmüştür. Gökay ve Köprülü hakkında deliller yetersiz kalmıştır.

5 Ocak 1961’de kararlar açıklanırken, Celal Bayar, Fuat Köprülü, Mehmet Ali Balin, Mehmet Ali Tekinalp, Hasan Uçar ve Oktay Engin beraat etti. Fahrettin Kerim Gökay ve Alâeddin Eriş hakkında amme davasının ortadan kaldırılmasına karar verildi. Kemal Hadımlı 4 ay 15 gün ve 75 lira ağır para cezası verdi.  Menderes ile Zorlu, 6 sene 375 ağır para cezası aldılar.

Yassıada mahkemesinin kararları günümüzde hala tartışılırken olayların tertibi ile ilgili başka iddialarda gündeme gelmiştir. Makalenin amacı dışına çıkmamak için sadece iddiaların neler olduğunu aktarmakla yetineceğiz.

6 – 7 Eylül Olayları Hakkındaki İddialar

6-7 Eylül Olayları hakkındaki iddialar tertip ve meydana gelme biçimiyle ilgilidir. Olayların bir tertip olduğu ve hükümet tarafından organize edildiği iddiasına karşılık olarak ta olayların öğrenci örgütleri ve Kıbrıs Türktür Cemiyeti’nin aktif rol oynadığı ileri sürülür. DP hükümetinin olayları organize ettiği yönündeki iddialar ise 1960 müdahalesinden sonra ilk kez gündeme gelmiş, ondan önceki senelerde CHP ve muhalefet lideri İsmet İnönü böyle bir iddia ileri sürmemiştir.

Fuat Köprülü’nün yaptığı konuşmasında olayların hükümet tarafından önceden bilindiği ancak olayların kontrolden çıkarak istenilmeyen boyutlara ulaştığını söylemesi bu iddianın temelini oluşturur. Zorlu’nun Londra’da konferansta Menderes’e gönderdiği telgrafın son cümlesindeki gereken yerlere talimat verilsin biçimindeki cümlesi de bu iddiaya kanıt olarak gösterilmek istenirken, Yassıada mahkemesinde telgrafın tam metni okunmamıştır.

Olayların olduğu gün öncesinde dünya kriminoloji konferansına ev sahipliği yapan İstanbul birçok ülkenin gizli servislerinin yöneticilerini ağırlamıştır. Yunanistan’da da destek gören başka bir iddiaya göre Kıbrıs’taki çıkarları doğrultusunda İngiliz gizli servisi bu olayı tertip etmiştir.

Yıllarca gündemde olan bir başka iddia ise olayların MAH ya da Özel Harp Dairesi’nin tertip ettiği şeklindedir. Yassıada mahkemesinde yargılanamadan intihar eden Namık Gedik ile belki de olayların perde arkası da aydınlatılamamıştır. Yine bu MAH iddiaları, yıllar sonra bir televizyon programına katılan Emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu tarafından yalanlanmıştır.

Sonuç Yerine

6-7 Eylül 1955 tarihlerinde İstanbul ve İzmir’de meydana gelen hadiseler sonucu istifa eden İçişleri Bakanı Namık Gedik ‘mozaik çatladı’ demiştir. Olayların canlı tanıkları arasında bugün hayatta olanlar, olayların bir arada yaşamaya yüzyıllardır alışan insanları manevi yönden de büyük hasarlara uğrattığı görüşündedir. Maddi hasarlar karşılanmaya çalışılmış, manevi tahribatlar günümüze kadar etkilerini sürdürmüştür. Kıbrıs konusunda çok hassaslaşan halkın azınlıklara yönelik bir tepki koyması o günlerde muhtemeldir, ancak bu çapta büyük olayların gerçekleşmesi provokasyonun araştırılmasını şart koşmaktadır. Bu olayların Kıbrıs davasında  Türkiye’nin elindeki kozlara olumsuz tesir ettiği ileri ki yıllarda görülmüştür.


Kaynakça 

Gazeteler

İstanbul Ekspres
Hürriyet
Vatan
Milliyet

Kitaplar 

Dilek Güven,  Cumhuriyet Dönemi Azınlık Politikaları ve Stratejileri Bağlamında 6–7 Eylül Olayları, İletişim 2006 

Fatih Akın, Türkiye’de Azınlık Politikaları & 6-7 Eylül Olayları,  Kum saati yayınları 2006

Hulusi Dosdoğru,  6-7 Eylül Olayları, Bağlam Yayınları 1990

Feroz Ahmad, Demokrasi Sürecinde Türkiye 1946- 1980, Bilgi Yayınları 2007

Fahri Çoker,  6–7 Eylül Olayları Fotoğraflar-Belgeler Fahri Çoker Arşivi, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2005

Mehmet Ali Birand, Can Dündar, Bülent Çaplı,  Demirkırat, Milliyet Yayınları, 2003


Diğer

Habertürk TV, Teke Tek Programı, Yayın Tarih; 25 Ocak 2009

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder