30 Mart 2015 Pazartesi

Türkiye'de Misyonerlik

Avrupalılar geldiklerinde onların elinde İncil, bizim elimizde ise topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda baktık ki İncil bizim elimizdeydi. Topraklarımız ise beyazların olmuştu.

*Jomo Kenyatta

Misyonerlik; görev, yetki, vekâlet, bir işin yapılması için verilen özel görev anlamına gelen "misyon" kelimesinden türemiştir. Bu işi yapan kimseye misyoner" ve misyonerin yaptığı işe de Türkçede "misyonerlik" denilmektedir. 

Misyon ve misyoner kelimeleri genel olarak bütün evrensel dinler için geçerli olmakla birlikte, Hıristiyanlık söz konusu olduğunda, tarihi süreç ve organize bir Kilise faaliyeti olması bakımından daha özel bir anlama sahiptir. Dinlerin kendi mesajlarını başkalarına yayma gayeleri olmakla beraber, misyon ve misyoner kavramları genellikle Hıristiyanlık için kullanılmaktadır. Latince kökenli olan kelime ilk defa Hıristiyanlar tarafından kullanılmıştır.[1]

28 Mart 2015 Cumartesi

Düşünmediklerimiz ve Osmanlı'da Rusya Korkusu

“Bir kişi dahi olsa Türk tarihinin doğru bilinmesine vesile olabilirsek muradımıza ermiş oluruz…”
Ali Ahmetbeyoğlu[1]

Mensubu olduğumuz aziz Türk Milleti tarihin ilk dönemlerinden itibaren Çin içlerinden batıda Orta Avrupa’ya, kuzeyde Sibirya’dan güneyde Arabistan’a kadar yayılan geniş bir coğrafyada hüküm sürmüştür. Tarihte başka hiçbir millete nasip olmayan bu muazzam durum Türk Milleti’ne haklı olarak övünç kaynağı oluşturmuştur. Bu kadar geniş coğrafyada hüküm süren Türkler diğer topluluklarla yakın ilişki içerisine girmiş, onları etkilemiş ve etkilenmiştir. Bu cümleden olarak Türk tarihini okumak dünya milletlerinin tarihini okumaktır; ama doğru okumak.[2]
        

24 Mart 2015 Salı

Tengrilerin Otağı Efsanesi "Soyların Çöküşü" -5-

Yerlerin, göklerin, dağların ve denizlerin, demirlerin ve madenlerin hakimi olan dört kardeş Han, Kayra Han'ın huzurundan kovulduklarından beridir kendi otağlarına çekilmiş, yalnızca düşünüyorlardı. Hiçbir şey yapmadan, yüz yıldır yalnızca oturuyorlar, pişmanlığın ateşi ile kavruluyorlardı. Soyları yok olmaya yüz tutmuş, nice ocaklar sönmüştü. Her şeye o kadar baş çevirmişlerdi ki, Erlik Han'ın yeryüzüne sahip olmasına bile ses çıkarmamışlardı. Yine derin düşüncelerle kavruldukları, kan ağlayan bir gecede her biri Mengü Kayra Han'ın sesini işitti. Birden heyecanlandılar ve kulak kesildiler. Mengü Kayra Han onlara buyruk veriyordu;

            "Hışmıma uğramış Han oğullarım! Artık çağı geldi, yetişir! Daldığınız bu kanlı düşlerden sıyrılın. Altın Otağ'a gidin. Umay'ı bulun..."

10 Mart 2015 Salı

Türk Milliyetçiliğinin En Mühim İhtiyacı: Muhatapları ile bir "Özeleştiri" Denemesi

“Bana hatâlarımı gösteren adamdan Allah (c.c.) razı ol­sun.”
Hz. Ömer
Şehid Mustafa Pehlivanoğlu

Burası "acayiplikler ülkesi". Ne yazayım diye düşünmenize çok gerek kalmıyor. Hele ki "gündem" üzerinden gitmeyi hesap ediyorsanız... Sosyal medyanın yaygınlaşması ile birlikte de kim, ne düşünüyor öğrenmek oldukça kolaylaştı. Hiç sevmesem de yine bir gündem yazısı yazıyorum. Umarım alışkanlık haline gelmez.

Bu hafta da her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldığını dile getiren iktidar partisinin, son mektubunda "Allah davası ölmez milliyetçilik yaşar" diyen ve akabinde idam edilerek şehid edilen Mustafa Pehlivanoğlu'nun yaşamını konu alan bir filme ön ayak olduğunu gördük...

5 Mart 2015 Perşembe

Koltuk Sevdası ve Hayaller Üzerine....


Üstnot: Bu yazı "Profesör Dr." Cemal Zehir nezninde, iktidara yanaşmak için hakikate gözlerini yuman tüm ünvan taşıyıcılarına ithaftır.

Hürmetli Hocalarım, Kıymetli Büyüklerim;

Başlamak oldukça zor, fakat hangi hayallerden söz ettiğinizi anlamakta güçlük çekiyorum.

Ülke üniversitelerinde terör örgütü adam öldürebiliyor. Bu mu sizin hayaliniz?

Terör örgütü yandaşları istediğinde tozu dumana katıyor. Eşinin yanında sokak ortasında askerlerinizin canını alıyor. Böyle miydi hülyalarınız?

Dünün en büyük iktidar müttefiği bir ay içinde en büyük vatan haini olabiliyor. Ülkenin sayıları milyonu aşan, yıllık bütçesi ile Balkanlardan bir ülkeyi en az beş sene mamur edebilecek kolluk kuvvetleri twitter'daki bir adamı tespit edemiyor. Acaba ben mi karamsarım?

3 Mart 2015 Salı

Tengrilerin Otağı Efsanesi "Soyların Çöküşü" -4-

“Karaş ile Kerey otağın önünde, seni görmek dilerler.”

“Gelsinler.”

        Yağız yerin yedi kat dibinde inşa edilmiş yer altı acununda, balçıktan akan nehirlerin yanında, kan rengi göklerin altında, Yılanlı Otağ’da Mengü Kayra Han’ın ilk yarattığı kişi Erlik Han, elinde altın kılıç ile domuz boynuzundan yapılma tahtında oturuyordu. Karaş ile Kerey’in geldiğini salık veren, ateşler içindeki elbisesi ile bu nefret otağına alev saçan evdeşi Albız idi. Karaş ile Kerey içeriye girip diz vurdular ve baş eğdiler.