14 Nisan 2015 Salı

İsmet İnönü'ye Suikast Hadisesi

Tarih ders kitaplarında devlet büyüklerine yönelik suikastlar işlenmektedir. Bazıları nihayet bularak hedef aldığı isimlerin ölümüyle sonlanırken bazıları teşebbüsten ibaret kalmıştır. Cumhuriyet tarihi konularının yakın bir zamana kadar Atatürk'ün vefatı ile tamamlanmasından dolayı lise sıralarında 1938-1980 arası evre henüz anlatılmaktadır. Şubat sayısı olması nedeniyle bu ay, sizlere İnönü'nün son Başbakanlık yılında atlattığı bir suikast girişimini aktarmaya çalışacağız. 

Tarih, 21 Şubat 1964′ü gösterdiğinde, Albay Talat Aydemir'in birinci darbe girişiminin ikinci yıl dönümü idi. Lakin ikinci denemesinden sonra Albay dar ağacına yollanmıştı. 

21 Şubat sabahı, İnönü, acaba yıl dönümü olduğunun farkında mıdır, bilinmez. O gün bir cuma idi. İsmet İnönü, -artık bu yıl kullanımının bitmesi muhtemel- Başbakanlık binasında çalışmakta idi. Öğleyin TBMM Başkanı Fuat Sirmen ile randevusu olduğu için başbakanlıktan ayrılmak üzere idi. Yanında 12 Eylül sonrası Halkçı Parti'yi kuracak olan sekreteri Necdet Calp ve Müsteşar Haldun Derin bulunuyordu. 

Başbakanlıktan ayrılıp siyah Opel makam aracına binildi. Bu sırada kısa süreli bir duraklama oldu. İnönü, orada hazır bulunan gazetecilerden biri ile lafladı. Araç hareket etmek üzere iken Başbakanlık ziyaretçi kapısında beliren orta yaşlarında bir adam, araca üç el ateş etti. 

Kurşunlar İnönü'nün oturduğu taraftaki kapıya isabet etti. Araba derhal uzaklaştırılırken korumalar suikastçının üstüne atıldı. Suikastçı hemen etkisiz hale getirildi. 

Alınan ilk ifadelere göre, suikastçının adı Mesut Suna idi. Kayseriliydi. Kayseri'de Sümerbank Fabrikasında elektrikçi olarak çalışıyordu. O dönem devrik DP kadrosu Kayseri Cezaevi'nde yatıyordu. Mesut Suna bir kaç kez cezaevinde yatan DPlileri ziyaret etmiş ve onlardan etkilenmişti. Basına yansıyan ifadesinde, 27 Mayıs'dan İnönü'yü sorumlu tutuyor, 'İhtilali sebepsiz yaptı, memlekete fenalık getirdi' diyordu. İnönü bu ifadeler kendisine ulaştırıldığında meşhur kelimelerinden olan 'maskara'yı demiş midir bilinmez. Mesut Suna'nın suikast öncesi Ankara'da konakladığı otel hemen bir aramadan geçirildi. Delil niteliği taşıyan objelere el konuldu. 

Ertesi gün çıkan gazeteler vakaya büyük yer ayırırken, saldırganın kaç yıl alacağı yönünde de yorumlarda bulunuldu. Dönemin TCK'sinin 450. maddesine göre, bir milletvekillini öldürmenin karşılığı idam idi. Ancak suikast girişimi, nihai sonuca ulaşmadığı için üst yıl olan 24 sene hapis cezası ile yargılanacaktı. Yine gazetelerden öğrenildiğine göre, Mesut Suna, 'hayranıyım' diyerek Başbakanlıktan randevu talep etmişti. 

Ancak talep İnönü'ye ulaşmamıştı. İnönü, bunu öğrendiğinde, 'Haberim olsaydı, asıl marifet o zaman kopacaktı. Çünkü ben; bir derdi vardır, gelsin diyecektim' dedi. 

Suikastın akşamı İnönü'nün BBC ile röportajı vardı. Ertelenmesi önerildi. Kabul etmedi. Akşam BBC'ye verdiği röportajda neşeli tavırları dikkatleri çekti. Elli senedir bu işlere alışığım dedi. Suikastın ardından yurdun bir çok kesiminden İnönü'ye geçmiş olsun telgrafları çekildi. O sıra hükumet bir koalisyon hükümetiydi ve Kıbrıs'taki 'Kanlı Noel' yüzünden ülke sıkıntılı ve gergin günler geçiriyordu. Suikast sonunda koalisyon ortakları, muhalefet, sivil toplum kuruluşları birlik 
görüntüsü verdi. Saldırı kınandı. 25 Şubat günü Meclis ve Senato mesaisi sırasında bu husus ele alındı. 

İnönü suikast üzerinde fazla durmadı. Kendisine daha önce de bir çok suikast girişimi olmuştu. Lozan Barış Konferansı sırasında yaşananlar dışında – Atatürk'ün sağlığının git gide bozulduğu günlerde İstanbul'a giderse bir suikasta maruz kalacağı gerekçesi ile çevresi tarafından Ankara'da alıkonulmuştu- bu suikast girişimlerinden hiç biri basına böylesine yansımamış iken bu girişim doğrudan basın önünde yaşanmıştı. 

İnönü, Mesut Suna'nın yargılanmasını takip etmedi. Mesut Suna'nın hareketi bir 27 Mayıs'a karşı yapılan nefret eylemi olarak kamuoyunda sunulması, siyasi çevreler tarafından desteklenmedi Mesut Suna ilk ifadesinde öldürme kastının olduğunu kabul etmesine rağmen mahkemedeki ifadesinde korkutma amaçlı ateş ettiğini öldürme amaçlı saldırıda bulunsa kurşun yerine bomba kullanabileceğini iddia etti.. Mahkeme fiilin karşılığının idam olduğuna değinerek, İnönü'nün hayatta olması nedeniyle Mesut Suna'yı 20 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. 

1964 yılında Türkiye gergin günleri yaşamaya devam edecek, önce Johnson Mektubu krizini yaşayacak, yıl sonu bütçe oylamasında da İnönü, Başbakanlıktan düşerek, 'siyasi suikasta' maruz kalacaktı. 

Gencay Dergisinin Şubat 2015 sayısında neşredilmiştir.

caghansari@gmail.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder