14 Ekim 2015 Çarşamba

Hız, Güç ve İlerleme İçin Koşulsuz Şart: Denge

"Çoklar diye korkma, azız diye çekinme"

Boyla Bağa Tarkan Bilge Tonyukuk

Konu bir savaş sanatı konusudur...

Pasif: Aşırılığın eksilerek çoğalan tarafı. Mesela, hiç yemek yememek, hareket etmemek pasif bir davranıştır ve devam ederse alışkanlık haline gelerek artar. Tehlikeli boyutlara varır, yaşamı tehdit eder.

Agresif: Aşırılığın artarak çoğalan tarafı. Mesela gereğinden fazla yemek, hareket etmek agresif bir davranıştır. Durum devam ederse alışkanlık haline gelir ve artar. Tehlikeli boyutlara varır, yaşamı tehdit eder.

Her ikisinin de tehlikeyi kucaklayan kolları mevcuttur.

Denge konusu, Uzakdoğu savaş sanatlarında da, mistik felsefî öğretilerde de, kişisel gelişim yayınlarında da sıkça rastladığımız bir konudur. Batılı veya Doğulu bazı öğretilerin kavramdan ne anladığı biz Türkleri basmakalıp mânâda ilgilendirmez. Tahlil yeteneğime güvenerek diyebilirim ki işin özüne "biz" perspektifi eklendiğinde hemen hemen hepsi de kavramı yanlış anlıyor ve anlatıyorlar. Uyum ve dengeyi pasif olmak, aktif olmayı da agresif olmak gibi yanlış düşünen ve anlatan ekoller hep bunlardan çıkmıştır. Bu yüzden, kavramları başka algılara uyum sağlamaya çalışarak anlama çabası içine girmek yerine kendi algımıza göre biçimlendirmek daha doğru olacaktır. Bunu, "her yiğidin yoğurt yeme şekli ayrıdır" gibi de düşünebiliriz. Türkiye'nin, özellikle şehirli olduğunu iddia eden insanların çoğu ise bunun tam tersini yapmaktadır.

Bu anlamda benim savaş sanatı yolu ile geliştirdiğim kurama göre denge kavramı oldukça farklı bir yerde duruyor. Görüşlerde bazı ortak noktaların da olabileceğini gözardı edemeyiz ancak herhangi ortak bir noktada buluşmanın heyecanını yaşamıyorum. Çünkü benim için önemli olan  tek şey millî ve özgün olmaktır. Bu sebeple yabancı bilgiye açık olmakla beraber, bilgi devşirmek yerine üretmeyi tercih ediyorum. Hz. Muhammed (S.A.V) in, "İlim Çin'de bile olsa alınız" sözünden "Çinli gibi davranın" gibi bir anlam çıkmaz. Tam tersi bilgiyi kendi kimliğiniz ile işleyin anlamı çıkar.

DENGE:

Bir şey düşünürken ya da isterken kaybetme korkusu varsa düşünce, enerjinin pasifize olarak işlevsiz hale gelmesine neden olur. İlerlemeyi sağlayacak hareketi yapamazsınız. Fakat bir şeyi isterken veya düşünürken kaybetme korkusunun olmaması da ciddi bir sorundur...Bu da enerjiyi uç noktada ölçüsüz bir hale getirerek düşüncenin mantıklı bir çerçevede ele alınamamasına neden olabilir. Bu durumu aşırılık anlamına gelen agresif eğilim olarak tanımlayabiliriz. Şunu hiçbir zaman unutmamak lazım; agresif olmak bir aşırılıksa, zıddı olan pasiflik de bir aşırılık durumudur. Aralarındaki fark birinin sağ tarafta diğerinin de sol tarafta yer alması gibi bir farktır. Kimi tasavvufi kaynaklarda bu durum "havf ve reca"; korku ile ümit arasında olmak şeklinde konuyu özetlerler.

Her iki durumu da kastederek; hayatta edindiğimiz tecrübelerden yola çıkarak, dengesizliğin belirsizliğe, belirsizliğin de kararsızlıkla beraber karmaşa neden olduğunu söyleyebiliriz. Yani, pasif tutum iddiasızlık yüzünden kararsızlık doğurarak, aşırı agresif tutum da yanlış kararlar aldırarak karmaşık sonuçlar meydana getirebilir. Oysa biz haklı olarak pasif olmayı kendimize layık görmediğimizden dolayı, çoğu zaman bu durumu bastırarak kararlılığın agresif olmakla elde edilen bir şey olduğunu düşünürüz. 

Düşüncelerimizi etkileyen pasif ve agresif hal, bir şeyi elde etmenin ilk şartı olan özgüveni ve kendi merkezinde olma durumunu ortadan kaldırarak ciddi bir inanç sorunu meydana getiriyor. Merkez, her tarafı kontrol altında tutabilecek bir denge noktasıdır. Bir şey elde etmenin de, o şeyle inanarak bütünleşmek olduğunu düşünürsek inancın yitirilmesine neden olan bu durumun ancak düşüncenin merkezinde yer almakla sağlayabileceğini anlayabiliriz. Sağında (agresif) solunda (pasif) olmakla değil.

Asıl mesele kaybetmekten, hata yapmaktan korkmamaktır, Aynı zamanda kaybetme olasılığını da göz vönünde bulundurarak hareket etmektir. Çünkü insanı bir şey elde etme arzusuna iten sebep kaybetme korkusudur aslında. Bu noktada kaybetme korkusundan korkmadan atılacak adımlar kazanma isteğini
serbest bırakır ve böylece olumlu sonuçlar elde edilebilir. 

Kaybetmek ve kazanmak gibi iki zıt durumdan sadece birini tercih etmek ise sürekli bir çatışma döngüsü oluşturursa ortaya çıkacak sonuç belirsizlik ve karmaşa olur. Böyle bir durumda düşünce ve dolayısıyla hareket biçimsel olarak ilerlemeyi değil, yerinde saymayı doğurur. Bu döngüyü oluşturan neden, kişinin -karakterine göre- kaybetme korkusuna boyun eğerek pasifleşmesi veya hesapsız bir kazanma heyecanına kapılarak agresifleşmesi yüzünden meydana gelir. Sonuç olarak her iki eğilimde de olumlu bir sonuca varabilme olasılığı düşüktür çünkü her ikisi de olumsuzluk doğuran sebeplerdir. Pozitif anlamda ilerlemeyi sağlayacak şey ise, kaybetme ve kazanma arasında yaşanan gerilimi yatıştırıcı bir duygu ile dengelemekten geçer ki bunu yapacak olan da iradedir. Özetle, pasif veya agresif olmak arasında bir seçim yapmanın dengesizlik olduğunu, bunun da doğrudan duygu durumunu etkileyerek kişisel bir karakter haline dönüştüğünü söylemek istiyorum.

Bisiklet sürenler bilirler. Düşme korkusundan dolayı sağa veya sola yalpalamaya başladığınızda bisikleti dengede tutmak gerektiğini anlarsınız. Ne zaman ki bu denge oluşur, ancak o sürüş eylemine
geçebilir ve hızlanmaya başlayabilirsiniz. 

Kısacası, bütün bunlardan anlamamız gereken şudur: Hareket, ilerleme ve hız için asıl itici motor güç dengedir. Kibir ve pasiflik ise bir şey yapma isteğini bir şekilde sabote eder.

Savaş sanatlarında da durum budur. İçsel duygu durumundaki denge veya dengesizlik, vuruşlar için fiziğin istenilen şekilde harekete geçebilmesine veya geçememesine neden olacak sonuçları doğurur.

Peki DENGE kavramını nasıl kavrayabiliriz? Bu kesin olarak fiziksel deneyim gerektirir. Düşünerek bilgisine ulaşmak mümkündür ancak sonuç almak uygulamaya tabi olan bir durum olduğu için bir şeylerin eksik kalması olasıdır. O yüzden işi düşünmek ve karar vermek olan herkese savaş sanatı eğitimi almayı öneriyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder