18 Kasım 2015 Çarşamba

Kuran'sız Müslümanlık *Özet*

ISBN: 6055125592

Not: Kitapta yazanlar aktarılmıştır. Yazanların resmi görüş olarak sitemizle herhangi bir ilişiği yoktur.

Kitap dört bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm, İman, Akıl ve Yaratılış başlıkları altında incelenmiştir. İkinci Bölüm Kur’an-ı Kerim, Üçüncü Bölüm İbadet ve Dördüncü Bölüm ise Haramlar başlığı altında açıklanmıştır. Her bölüm ayrı alt başlıklara ayrılmış ve bu başlıklar altında konu açıklığa kavuşmuştur. Günümüzde yaşanan İslam’ın içine asırlarca önce giren hurafe bidatler yüzünden Kur’an ’sız bir Müslümanlık anlayışı süregeldiğinden bahsetmektedir ve bu hurafe ve bidatlere açıklık getirilmiştir.

Kur’an saf kalmış günümüze kadar değişmeden gelmiş fakat onu çevreleyen kültür diğer kültürlerin de etkisiyle artık Kur’an kültürünü oluşturan bir kültür olmaktan çıkmıştır. Mezheplerle de ortaya çıkan ihtilaflarla içinden çıkılmayan bir hal almaya başlamıştır. Bu durumları sorgulayan insanlar da din düşmanı ilan edilmiş ve sorgulayan düşünen insanı toplum dışına itilmiştir. 

17 Kasım 2015 Salı

Anne! Kınamam Geldi!


Çok pis kınarız, öyle değil mi?

Coğrafya, tarih ve felsefe bilmeden alabildiğine kınarız. Kimi ve neyi bilmeden de kınarız.

Batı yarattığı canavarlar ile yüzleşmek durumunda. Ama bugün, ama yarın... Eninde sonunda.

Selefilerin iddiası nedir? Nasturiler kimdir? Baas ideolojisi coğrafyaya ne getirdi? Yeşil kuşak ne idi ve kimlerdi, Kaide nasıl çıktı, adını bir tutturulamayan örgüt neden Kaide'den ayrıldı? Nusra ile farkı ne idi? Kuzey Suriye'den Akdeniz koridoru kime, ne amaçla temizleniyor? Ruslar oraya yeni mi adım attı, yoksa zaten Tartus limanında mıydılar? Bilmesek de olur, değil ama kınayalım... Bir iki beğeni alır, doktoralı falan isek bir iki ekranda poz... Tamam ya hu, çıktı yeni arabanın parası.

5 Kasım 2015 Perşembe

Yalancı İyileşme

1 Kasım 2015 seçimleri Türk siyasi tarihimizde bir seçim sonrası 90 günde hükümetin kurulamaması gerekçesiyle gerçekleşen ilk erken seçim olma hüviyetini taşıyordu. Nitekim daha önce koalisyonların dağılması yahut yıpranmasıyla, iktidarın muhalefete baskın yapma arzusuyla vs gibi bir çok erken seçimi yaşayan Türkiye, bu sefer koalisyonun yolun başında kurulaması nedeniyle sandığa gitti. Seçim sathının sessizliği bir gerilimin biriktiğine işaret idi. Ancak bir çoğumuz bu sessiz gerilimi yanlış okuduk. Tekrar tek başına iktidarı tesis etmek için koalisyon görüşmelerinde oyalayıcı bir tavırla süreye oynayan iktidarın halk tarafından cezalandırılacağı, birer puan daha muhalefet partilerine kayarak iyice güçten düşeceği varsayımında idik.

Seçim akşamı görüldü ki, kamuoyunda uzlaşmaz tavırla itham edilen MHP, sandıkta bu sefer ittifak kurmayan SP-BBP ve günden güne anayasal sınırları zorlayan İmralı patentli Kandil logolu HDP ciddi oy kayıplarına uğradı. İnisiyatif almayarak bu süreci en az yıpranma ile atlatan CHP ise sadece iki vekil fazla çıkarabildi. Kısaca iktidara mesaj vermesi beklenen seçmen, "sizin yapamadığınız koalisyonu sandıkta ben yaparım" dedi. Cumhuriyet tarihinde bir kaç yıl aralıklarla gerçekleşen seçimlerde ciddi oy kaymaları olmasına alışığız. Rakamlar da bunu ortaya koymaktadır. Ancak beş ay içinde yaklaşık 5 milyon seçmenin karar değiştirip iktidar partisine %9 artış sağlaması açıkça okunması gereken bir davranıştır. Seçime katılım oranı da %85 dolayında olması "seçimlere katılım asgari düzeyde olur" beklentilerini boşa çıkarmıştır.