29 Ağustos 2014 Cuma

Bu Bir "Enver Paşa" Yazısıdır...

“Vardar kapısından çıkarken nişanlarımı söktüm. 
Biraz üzgündüm. Bütün eski hayallerim, 
iyi,  büyük bir asker olmaktı. 
Hâlbuki şu andan itibaren artık bir hiçtim. 
Kim bilir nerde ve hangi kurşunla vurularak, 
kim bilir nerelerde kalacak ve 
asi diye köşeye atılacaktım.”
Binbaşı Enver

Bu sözleri âşık olduğu vatanını yapışan emperyalistlerden kurtarmak için ilk hamleyi yaptığında söylemişti rahmetli Paşa Hazretleri. Bu cümlelerde sözde vatanseverlerin hiçbir zaman bırakamadığı makam hırsını ve parlak bir geleceği elinin tersiyle iten inancın sağlamlığı var. Bu sözlerde sağda solda bir elinde nargile olan, öbür elindeki en pahalı fincanlarla çay içip göbeğini kaşıyıp sözde vatan kurtaranların yüzsüzlüğü var, tembelliği var, ihaneti var…Bu sözlerde laf yok icraat var…

Dünyada görebileceğiniz en enteresan tipler ne hikmetse bu cennet Türkiye’mizde toplu halde bulunuyorlar. Bunlar mevcut zihniyet hangisiyse onu savunarak kendi kendilerine taktıkları “aydın unvanı!”nın verdiği güvenle kendilerini bilgili sınıfına sokarlar Bunların bildikleri en iyi iş siyaset ve tarih. En kolay yaptıkları iş ise birilerini hain ilan etmek. Her şeyi bunlar biliyor, her doğruyu bunlar söylüyor. Ha bir de onların söylediklerini tasdik edip, aynısını söylemiyorsan kafası çalışmayan adam muamelesi yapıyorlar. Kardeşim dünyada ne kadar insan yaratmışsa ALLAH(c.c.) hazretleri o kadar da beyin ve düşünce yaratmıştır. Bunu idrak etmek için deha olmak gerekmez.



Elbette herkesin kendince düşünceleri olacaktır ama yanlış bilgiden yola çıkıp, yanlış düşünceler içerinde bocalayarak bunu doğru diye dayatmanın kendi duygularını tatmin etmekten öteye gider hiçbir faydası yoktur. Zannedersem bizim insanımız için bundan daha büyük fayda yoktur !.


Enver Paşa, yani kimilerine göre Osmanlı yıkan, II.Abdulhamid’i tahtan indiren bir vatan haini!. Hani büyüklerden biri “evladım bunun neresini düzelteyim” diye buyurmuş ya aynen o hesap. Efendim Osmanlı Devleti’nin resmen yıkılması saltanatın kaldırılmasıyla olmuştur. Tarihle az olarak bile ilgilenenler bunun ne demek olduğunu anlayacaklardır. Paşa hazretlerinin ise o tarihte nerede olduğu malumdur.


Bu güruhtan öyle şeyler işitirsiniz ki akıllara zararadır. Bu fakirin kulakları bir keresinde “Enver Paşa’nın dedesi Mustafa Reşit Paşa’dır, hani şu meşhur Mustafa Reşid” diye bir cümle duymuştur ki bir an şaka yapıyorlar zannettim. Efendim Halil Paşa’nın hatıraları okunduğunda Enver Paşa’nın atalarının Kırım’dan geldiklerinin ve Türklüğünden şüphe duyulmayacağı anlaşılacaktır.


Enver Paşa devleti savaşa soktu…” Artık sloganlaşan ve tarihi hiçbir değeri olmayan bu cümle ilkokul çocuklarını kandırmak için söylenilen sözlerdir. Eğer ilkokulda öğrendiklerinin üstüne bir şey koymak isteyenler biraz kitap okumalıdır. O dönem bütün devlet ricalinin; savaşa karşı olanların da olmayanların da; hanedan taraftarının da meşrutiyet taraftarlarının da üstünde ittifak oldukları konuların başında emperyalist İngiltere, Fransa ve özellikle Çarlık Rusya’nın Osmanlı Devleti’ne kesinlikle hiçbir şekilde yaşama hakkı tanımayacağı ve savaşa girmenin mecburi olduğudur. Ayrıca yine araştırdıklarında görülecektir ki Osmanlı yöneticileri bu saydığımız devletlere beraber savaşmayı teklif etmiştir. Peki neden bu tekliflerin reddedilmiştir?


Bu İttihatçılar ve Enver Paşa Kiliseler Kanunu çıkardı. Baklanlarda gayrimüslimler birleşti, bize saldırdı”. Ayrılar mıydı ki? Osmanlı'daki ilk azınlık isyanı ve sonraki süreçleri takip edin kiliselerin görüşleri ne olursa olsun birbirlerinden kesinlikle ayrı olmadığı akıl sahipleri için görülecektir. Mesele Türkler olduğu için bütün gayrimüslimler ortak düşmana karşı birlikte hareket etmişlerdir. Hadi bunlar gavur, yaptıkları anlaşılır da peki Müslümanlara ne oldu? Tarihlerinde görmedikleri zenginlikleri Osmanlı sayesinde görmemişler miydi? Türkler Müslüman değil mi? Neden Osmanlıya isyan ettiler? Neden o çölleri Türk askerlerine mezar ettiler? Neden Türk askerlerinin karınlarını yardılar? Bunları da mı Enver Paşa yaptı?


Bu güruh Sultan II.Abdulhamid’in arkasına saklanarak İttihatçılık ve Enver Paşa düşmanlığı yaparlar. Neymiş efendim Hareket Ordusu’yla gelmişler tahttan indirmişler. Efendim Abdulhamid Han’ın emrindeki ordu, değil Hareket Ordusu, onun gibi üç orduyu perişan edecek nitelikteydi. Bugün demokrasi aşığı kesilenler o zaman Enver Paşa’nın dağa Meşrutiyet, daha doğrusu Meclis’in açılmasını sağlamak için çıktığını bilmezler. Devletin ve milletin tehlike içinde olduğunu düşünüp, vatan sevgisinin ve devletin geleceğinin endişesiyle dağa çıkan Enver Paşa ve ittihatçıları acımasızca eleştirenler 1980’de sonrasında Ülkücü ağabeylerimizi harekete geçiren duygunun ne olduğunu zannediyorlar acaba merak ediyorum.


Yeryüzünde sadece bizim Türkiyemizde yaşama şansı bulan bu zümre futbol takımı tutar gibi tarihimize bakarak kahraman tutarlar. Rahmetli Nevzat Kösoğlu’nun ifadesiyle “Birine bağlanınca öbürünü kötüleyerek yanlış yargılar oluşturmak, siyah-beyaz görmek, uyanık bir kalb ve açık bir zihnin tavrı değildir”. Evet, neden insanlar birini tutarken öbürünü atmak ihtiyacı hissederler ki?  İttihatçıların adını duyunca kaşıntı tutanları, kraldan çok kralcılık yapanları bizzat Sultan II. Abdulhamid Han hayattayken, Talat Paşa’ya “Yazık, birbirimizi tanıyamamışız" diye vahlanarak çürütmüştür. Şimdi ne olacak? Sultan da mı bunu söyleyerek ihanet etmiştir? II. Abdulhamid Han’ın duymadığı rahatsızlığı Sultan Hamitçiler neden duyar? Keza aynı şekilde Atatürkçüler... Size ne oluyor kardeşim? Güya Atatürk’ü yüceltmek için neden Paşa hazretlerine saldırıyorsunuz? Akla hemen şu soru geliyor: Atatürk’ün ve Sultan II.Abdulhamid’in yüceltilmeye mi ihtiyacı var? Bizce olmamasına rağmen yaltakçılar tarafından öyle algılandığı anlaşılıyor. Efendim her ikisinin de yüceltilmeye ihtiyacı yoktur. Tarihin kendileri için hazırladığı şerefli yerlerine geçmişlerdir.


Yani, görünen durumumuz yine rahmetli Nevzat hocaya göre geri kalmışlığımızın belirtisidir. Dünyanın başka hiçbir yerinde hiçbir milletinde kendi kahramanlarını, kendi evlatlarını aşağılayan ve dolayısıyla kendi kendini aşağılayan bir güruhu bulamazsınız. Acaba bu kafa karışıklığının sebebi nedir?


Enver Paşa sadece "Enver Paşa" değildir. 



Onda bir devrin yansımaları vardır bakmasını bilen gözler için. Nerede başlayıp nerede bittiği belli olmayan bir devrin belirtileri vardır. Tarih içinde devirler ve bu devirlere müdahaleleri olan kahramanlar, daha önceki birikerek gelen birtakım şartların mahsulüdür. Enver Paşa da böyledir. Onu ortaya çıkaran şartlardan ve duygulardan kesinlikle ayırmak mümkün değildir. Enver Paşa vatanı için İmparatorluğun en ücra köşesinde canını vermekten çekinmeyen bir neslin bayraktarıdır. Bu nesil ateşten bir dönemde, emperyalizmin en azgın çağında dünyaya geldiler. Bir bütünlük içindeki koskoca Türk tarihinin en zor ve en ince döneminin altına o küçücük olan bedenlerini koyarak yıkımı durdurmaya çalıştılar. Bedenleri küçücüktü ama yüreklerine koskoca bir milleti sığdırıyorlardı. Görevden tek bir saniye bile kaçmadılar. Görevleri kimi zaman malları kimi zaman canları oldu. Vermekten çekinmediler. Enver Paşa’yı Çeğen Tepesi’nde Rus mitralyözünün üstüne iten sebep bundan başkası değildi. Allah aşkına canlarını böyle cömertçe harcayan başka hangi nesil var?


Sanki Enver Paşa ve etrafındakilerin devraldığı Osmanlı Devleti, Yavuz Sultan Selim devrindeki, Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki Osmanlı Devleti’ydi. Şunu kabul edelim arkadaşlar; devlet tamamen içi çürüyen, yıkılmak için ufak bir rüzgâr bekleyen çınara benziyordu. Evet, onlar yönetime hâkim olmadan köhneleşmenin ne derece olduğunu bilmiyorlardı ama öğrendikten sonra da yaptıklarını göz ardı edemeyiz.


Diğer bir konu Sarıkamış. Sarıkamış’a yapılan harekâtın boşu boşuna yapıldığı gibi cahilce bir düşünce vardır. Vatanın sınırlarını Sarıkamış’tan ibaret zannedenler bu harekâtın neden yapıldığını anlayamazlar. Peki, eleştirenlere soralım: Dedeleriniz Rusların Sarıkamış’a gelmesine, Erzurum’a gelmesine neden ses çıkarmadılar? Neden izin almadan hareket edemiyorlardı? Dedeleri şehit olduğu için kinlerinden dolayı hakaret edenlere de bir soru soralım: Müslümanlıkta savaştan kaçmak var mı? Peki, Türklerin savaştan kaçtıkları biliniyor mu? İngilizlerin, Rusların burada ne aradıklarını sorgulamayanlar vatan savunması yapan atalarımızdan ne istiyorlar? İngilizleri ve Rusları sorgulamayanların bugün Amerikalıların bu coğrafyada ne işi olduğunu anlamamaları kendileri hakkındaki düşüncelerimizde ne kadar haklı olduğumuzu göstermesi bakımından önemli bir ayrıntı. Devletin doğuşunda kahramanlar vardır ama çöküşün kahramanları milletin yüreğinde ayrı yer kaplar. Türküler güçlüyken yakılmaz, güçsüzken yakılır. Türkülerimiz incelendiğinde bu daha iyi anlaşılacaktır. Onlar asla küçük düşünmüyorlardı. Büyük düşünmek büyük dönemlerin işidir ama bunlar çöküyordu. Çökerken de bu büyüklük için yürekleri çarpıyordu. Anadolu’ya sıkışıp kaldığımızdan sonra zihinleri de daralanların Enver Paşa’yı anlamaları mümkün değildir. Beyinleri küçülen bu insanları Sarıkamış’ı Turan zannettiler.


Enver Paşa’ya neden laf edilir ki? Yani 1699’la başlayan geri çekilmeye “geri gelmez” denilen Edirne’yi tekrar aldığı için mi kızılır? Geri çekilmeye dur dediği için mi kızılır? Trablusgarp’ı İtalyanlara mezar ettiği için mi kızılır? İngilizlerin tarihindeki en büyük yenilgisi olan Kut’ta kahreylediği için mi? Almanların, Rusların bütün karşı durmalarına karşı Bakü’yü fethettiği için mi? Devletin en kılcal damarlarına kadar giren Duyun-u Umumiye’yi dünyanın bütün bağırışların, çağırışlarına karşı söküp attığı için mi?
         
Bu sadece bir  Enver Paşa yazısı değildir…

Kim ondan daha çalımlıdır, 31 Mart’ta en önde girerken İstanbul’a?


Kim onun kadar inanmıştır Trablusgarp’taki o kutsal ve ümitsiz direnişe?


Kim ondan daha baş döndürücüdür, Bab-ı Ali’yi bir manga komitacı ile basıp “taklib-i hükûmet” ettiği gün?


Kim ondan daha kararlıdır, herkesin “bu da gitti öbür yurtlar gibi, gelmez bir daha” dediği Edirne üstüne yürürken doludizgin?


Kim ondan daha gözü dumanlıdır, Allahuekber’de, o zifiri karanlıkta tek başına Bardız geçidine saldırırken?


Kim ondan daha Müslüman'dır, Medine istasyonunda huşu ve heyecan içinde gözyaşlarına boğularak Ravzayı Mutahhara’ya koşarken?


Kim ondan daha romantiktir, uzak diyarlarda geceleri altında uyuduğu o karaağaca çakısıyla Naciye’sinin adını kazırken?


Kim ondan daha fazla Enver’dir, Pamir Dağları’nda mitralyözlerin üzerine kılıçla atılırken?


Ve kim ondan daha şehiddir, Çeğen Tepesi’nde yatarken kanlar içinde, boynunda dürbünü, koynunda Mushaf’ıyla...

1 yorum:

  1. Hepsi gecelim.
    Canakkale savasinda.
    Komutan,kimdi.....
    Ataturku,yarbay iken pasa yapan kimdi.
    Turkmenistanda Turan atesini yapan.
    Bu ugurda canini veren kimdi.....
    Bugun Azerbeycan.Turkmenistan ozgurse Enver pasa sayesindedir.


    YanıtlayınSil