13 Mart 2019 Çarşamba

Alper Tunga Sert - Gayretliydi; Mehmed Niyazi'nin Ardından...

Gayretliydi...

Milletine dair dertleri olan, vatanlarında milletinin kendi kimliği ile yaşaması ve düşünebilmesi için çalışmış bir münevver ve bir mütefekkirdir Mehmed Niyazi. Daha çok tarihi romanları ile tanınıyor olsa da o aynı zamanda bir fikir adamıdır. 

Gayretliydi… Bu küçük fakat ardından yüzlerce yıllık destanları anlatabilmeye muktedir bir ömürlük hikâyeyi barındıran bir cümle. Birkaç yıl önce izlediğim kendisinden bahseden bir belgeselde “Kendi hayat hikayenizi yazsanız başlığı ne olurdu?” diye sorulduğunda “Gayretliydi” diye cevap vermişti. Mehmed Niyazi ömrünü o herkesçe bilinen kütüphanede, herkese ezberlettiği kendine tahsis edilmiş masasında, isimlerini çoğumuzun hiç bilmediği ve kalanımızın hatırlamakta zorlandığı kahramanları anlatmak ve hatırlatmak için geçirdi. Başka bir romancıdan işitmeyeceğiniz/işitemeyeceğiniz bir şekilde “Benim romanlarımda kurmaca karakter yoktur!” sözünü haklı bir gururla söylüyordu.

11 Mart 2019 Pazartesi

Aşı Reddi, Kamu Sağlığını Tehdit Etmektir.

Aşısız 6 yaşındaki bir çocuğun tetanos tedavisi 2 ay sürdü ve neredeyse 1 milyon dolara mal oldu[1].

Hasta kontrol merkezi perşembe günü yeni bir rapor yayınladı[2]. Rapor, aşı reddinin yaldızlı bir vesikası. Aşısız 6 yaşındaki bir çocuğun tetanosa yakalanmasını anlatıyor. Oldukça maliyetli ve iki ay süren bir tedavi ile kurtarılabildi.

Tetanos isimli hastalık clostridium tetani olarak adlandırılan bir bakteri nedeniyle ortaya çıkar. Daha net ifadesi ile kirlilik seven c. tetani vücudunuza bir şekilde girdiğinde açığa çıkar. Genellikle açık bir kesikten girer. Şiddetli bir şekilde toksin salınımına başlar. Toksin kasları felç eder ve ani spazmlara neden olur. Bu spazmlar göğse doğru yayılabilir, sırta ve mideye yayılabilir. İlerleyen acılı çatlaklara, solunum sorunlarına ve bağırsaklar üzerindeki kontrolün tamamen yok olmasına yol açar. Aylarca tedavi gerektiren oldukça acılı bir hastalıktır. Tedavi altına alınan hastaların yüzde 10'u kaybedilir.

8 Mart 2019 Cuma

Çocuk Katili "Zatürre"

Zatürre: Dünyanın en büyük çocuk katili nasıl ihmal edilmiş bir hastalık haline geldi[1]?

2 aylık bebek Abdullah akut ishal ve yeterli beslenememe gibi şikâyetlerle hastaneye vardı. Ağırlığı yaklaşık sadece 1,8 kg. benzer durumdaki birçok bebek ve çocuk Dakar'daki hastanelerin acil birimlerine getiriliyor. Abdullah şikâyetlerinin yanına zatürrenin sebep olduğu bir ikinci bir enfeksiyonu da ekledi.

2 yaşındaki Sienna Wilson'ın gecenin ortasında ateşi yükseldi. Anne babası Kate ve David'in ilk aklına gelen ise sıtma oldu.

Sabah, doktora gidildiğinde bunu onayladı ve tedaviye başladı. Saatler sonra bilinçsiz ve kritik bir halde Sienna Lusaka'daki bir özel hastaneye sevk edildi. Fakat teşhis artık zatürre idi.

7 Mart 2019 Perşembe

Sağlık 5.0'a Doğru: Bilişim Penceresinden Sağlık Teknolojileri

Sağlık 5.0'a doğru başlığımız, malum konu oldukça iddialı. Çünkü henüz var olmayan bir konu üzerine biraz futuroloji içeriyor. futuroloji, bilimsel temellendirmelere dayanarak yapılan geleceğe yönelik tahminler olarak tanımlanıyor. Yani kısa bir ek tarif yapacak olursak, klasik manada yapılan falcılık türlerinden farkı temel dayanak olarak rastgele karıştırılmış tarot kartları ya da kahve telvesi yerine bilimi koyuyor ve bilimini gelişim sürecine dayanıyor.

Bilim nedir gibi temel bir sorunun yanıtı "doğrulanabilir ya da yanlışlanabilir bilgi" gibi bir tanımı var Popper'a ait. Fakat bir yönü ile eksik, bu nedenle işi bir adım daha götürerek amaç olarak bilim nedir gibi bir soru sorduğumuzda Frederick Betz isimli bilim insanı, teknolojik yenilik yönetimi isimli kitabında "doğanın keşfi" olarak yanıt veriyor ve akabinde teknolojinin tanımını yaparken "bilimin insan menfaatleri adına kullanımı" gibi bir önermede bulunuyor. Teknoloji tanımını yapmamızdaki amaç 5.0 ifadesinin buradaki arka planı ile alakalı olarak konunun matematikten daha çok aslolarak "makro boyuttaki teknoloji yönelimleri(trend)" ile ilgili olmasıdır.

6 Aralık 2018 Perşembe

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'a Açık Mektup


Öncelikle vazifeniz kutlu olsun. Uzun zamandır ihtiyacı derin bir şekilde hissedilen eğitimci bir eğitim bakanına kavuşmak bile umut verici.

Türk Milleti olarak tarih boyunca kültürleri bir araya getiren ve taşıyan bir karakterde olduğumuz en bariz tarih tahlillerinden biridir. Sanayi toplumu ile birlikte açığa çıkan yenidünya denklemi içinde ise önce gelenler arasında bulunamadık. Hoş, bulunmak da istemezdik. İhtiyaçtan fazlası bir üretim, paraya dayalı bir ekonomi, tedarik yerine bir pazar ekonomisini çok ahlaki bulmamız dayandığımız miras ile çok uyuşmazdı. Fakat var olma mücadelesinde şartların adil olmadığı bir ortamda benliğin muhafazası adına zamanın ruhuna uygun bir modeli kendimize üretmek/türetmek/var etmek zaruri bir durumdur.

13 Ağustos 2018 Pazartesi

Bilgisayar ve İnternet Kullanımı Milli Bir Hale Gelebilir / Getirilebilir Mi?

El-cevap: Hem evet, hem de hayır.


İlk önce olumsuzundan başlayalım: Hayır, çünkü bir teknolojileri üretenlerin tamamı başta Birleşik Devletler ve Uzakdoğu merkezli firmalar. Bahsigeçen teknolojilere ait tüm yeni adımlar ve inovasyonlar da haliyle bu ülkelerden çıkıyor.Bu ülkelerden özellikle son siyasi kavgaların akabinde bir tercih yapılacak olursa Uzakdoğu merkezli firmaların tercihi, en azından kavganın bedelini küçük de olsa Birleşik Devletlere ödetmeye başlayacak, hem de fiyat / performans odaklı minimalist ürünlerin üretimi ile öne çıkan Uzakdoğu ürünlerinin tercihi ile beraber paranın daha verimli kullanımı söz konusu olur. Bu nedenle bu tip yüksek bedellerde cihaz alırken muhakkak fiyat / performans değerlendirmelerine göz atın. 

Yerli olduğunu iddia eden Casper, Kaan, Vestel gibi ürünler ithalata dayalı bir teknoloji üretimi ortaya koymaktadır. Yurt dışında üretilen yazılım ve donanım kısmı olarak Türkiye'de bir arada getirilerek kullanıcılara sunulmaktadır. Fakat kullanıcıya sunum esnasında "marka payı" olarak bilinen karlılık oranları, ülkemizde kalmaktadır. Yine de bu firmalar Uzakdoğulu rakipleri ile yarışabilecek durumda değildir. Orta seviye üstü cihaz "sunamamaktadırlar" ve yenilikleri 1 sene kadar geriden takip etmektedirler.

21 Temmuz 2018 Cumartesi

Kaçıncı Cumhuriyet Kaçıncı Cumhurbaşkanı

Türk devlet felsefemize dair tartışmalar arasında Türk milleti on altı devleti yıkıldıktan sonra on yedinci devletini kurdu ifadesinin doğruluğu yer almaktadır. Şüphesiz tarih boyunca çok geniş bir coğrafyaya hükmetmiş Türklerin devlet felsefesi ve devlet teşkilatını konu edinen çalışmalarda önemli tespit ve görüşler vardır. Bu görüşler arasında yazarın benimsediği görüş, H. N. Atsız'ın dile getirdiği, 'Türk devlet ağacının batı ve doğu olarak şekillendiği, Türkiye Cumhuriyeti devletinin yeni bir devlet olmadığı, imparatorluğun dağılması ve hanedanlığın kaldırılmasıyla milli devlet olarak rejim değişikliği yaşandığı' görüşüdür. Rejimini değiştirip tarih yürüyüşe devam Türkiye Cumhuriyeti devletinin 95 yıllık tarihinde ise 'sistem değişikliği' tartışmaları çoğu kez gündeme gelmiştir. Cumhuriyetin tarihini kategorize etme ihtiyacı hisseden bir siyasi lider, 16 Nisan 2017 Referandumu ve 24 Haziran 2018 seçimleri sonrası Türkiye'nin üçüncü bir evreye girdiği savını ileri sürmüştür. Bu yazımızda öncelikle yakın tarihimizin koridorlarında 'sistem değişikliği' notlarına bakacağız. Yeni bir evreye geçilip geçilmediği sorusuna yanıt arayacağız. Bu esnada karşımıza çıkan sıralamalarla ilgili mazimizdeki kayıtlara değineceğiz.