4 Kasım 2014 Salı

Süpermen(!) Ülkücülüğü

Benim de kendilerine hayranlığımın ve saygımın olduğu seksen öncesi kuşak, seksen öncesindeki haklı ve kahramanca mücadelelerini seksen sonra toplumsal bir harekete dönüştüremedi. Çok kolay çözüldüler. Bu çözülme karşısında öz-saygılarını yitirmemek, muhafaza etmek için seksen öncesi haklı mücadele anılarını piyasaya sürdüler. Piyasa ise daha sonra gelen kuşağın zihinleri idi. Bu anılardan bir edebiyat ve sanat yaratabilseler çok derinlikli eserler çıkabilirdi ama bunları sanata, romana, şiire vs. dönüştürecek birikimleri ve kabiliyetleri yoktu. Çoğu köylü, bilemediniz kasaba çocuğuydu.


Bir noktadan sonra anılar abartılmaya başlandı. Tekrar ede ede bu abartılara kendileri de inanmaya başladılar. Abarttıkça abarttılar ve sonuçta seksen önce ülkücüleri süpermen ülkücüleri yaptılar. Böyle bir ucube çıktı ortaya.

İşin en kötü tarafı ise, çözülen var olan ülkücülerin karşısındaki zihinlerdeki süpermen ülkücülerin tamamen zıt olmasıydı. Gerçeklikten tamamen koptular. Gerçeklikten koptukça hayattan, halktan da koptular. Sonuçta ortaya yaşanılan çok vasat, feci ahlakî yırtıklarla dolu bir ülkücülükle, idealdeki süpermen ülkücülüğü çıktı.

Aradaki dengesizliği ifade etmek isteyen benim kuşağım gibi gibi ve benden sonra gelen kuşaklar hemen pasifize edilmeye çalışıldı. Şu an bu hastalık hala sürüyor.
Ben bu hastalığa süpermen ülkücülüğü diyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme