23 Eylül 2015 Çarşamba

Türk Toplum Anlayışında Bireyciliğin Durumu Üzerine


Bireyciliği ön planda tutan insanların oluşturduğu batı toplumunda herkes birbiri ile yarış halindedir. Bu da içinde yaşadıkları toplumu üretken yapmaktadır. Dolayısı ile toplum güçlüdür. Güçlüdür ama bu gücün bazı zayıf yönleri de vardır. Aslında pamuk ipliğine bağlı bu sistem zarar görürse batılının bireycilik saplantısı bu sefer yok ediciliğe dönüşerek toplumu parçalayacaktır. 

Biz ise Türk Milleti olarak toplumcuyuz. Bireycilik yönümüz bir batılı anlayış ile kıyaslanırsa zayıf olduğu görülür. Bu durum Türk Töresi ve terbiyesi ile ilgili toplumsal düzenin, bireyciliği ve öne çıkmayı belli ölçülerde sınırlayan bir bakış açısının sonucudur. 

Türk Milleti "Bozkır Coğrafyası"nın getirdiği yaşamsal zorluklardan dolayı bir dayanışma kültürü oluşturmuştur. Nüfus artış sorunu ve coğrafyanın tarım yapmaya imkan vermemesi gibi nedenler hayatta kalabilmek için tüm Türkleri güçlü bir askerî sistem ve devlet yapısı etrafında birleştirmiştir. Bu da hiyerarşik bir toplumu, düzeninin devam edebilmesi için de Töre dediğimiz taviz verilmez kuralları doğurmuştur. Olumlu etkileri de halen devam etmektedir. Bunun bizim için faydaları tartışılmaz. Örneğin Arjantin'deki ekonomik krizde insanlar birbirlerini yağmalayarken, biz tam tersi müthiş bir dayanışma örneği göstererek sıkıntıyı aşmayı başardık. Bu kadim anlayışın getirisi olarak; onlarca insandan oluşan bir askerî timin mensuplarının ölmek pahasına birbirlerini koruma bilinci ile hareket etmesi yine bu toplumsal düzenin eseridir mesela...

Toplumsal düzenimizin getirdiği olumlu sonuçlar inkar edilemez ancak bu durumun meydana getirdiği bireycilik anlayışımızla ilgili bazı olumsuz yan etkilerine de dikkat çekmemiz gerekir. 

Uluslararası alanda kabul görecek katma değeri yüksek millî bir marka üretebilmek, bireysel girişimcilik ve rekabet kültürünün toplum düzenimizi bozmayacak bir şekilde geliştirilmesine bağlıdır. Bunu yaparken de batı tipi bir bireycilik ve rekabet anlayışı oluşturmaya çalışmak yerine alternatif bir model üzerinde durmalıyız. Şu an toplumda rekabet ve üretme yeteneği olan çoğu insanın özellikle özel hayatlarında batı eğitimine tâbi olmaları, üretim ve girişimcilikte millî düşünme, millet için üretme bilincini gözardı etmelerine ve doğrudan başkaları için çalışmalarına neden olmaktadır. Bu durum Türk milleti için büyük bir sorundur. Ve bu insanların topluma ne derecede katkıda bulundukları tartışılır...Dolayısı ile iş, yine Türk milliyetçilerine kalmıştır.

Bu sebeple, millî düşünen bizler, büyük işler yapabilmek için eksik kalan bireycilik yönümüzü Türk tipi bireycilik modeli ile tamamlamalıyız. Bu model, toplumcu kimliğe zarar verme ihtimali doğurmayan "millî bireycilik" anlayışı ile geliştirilmiş bir model olmalıdır. Millî bireycilik, toplum için bireycilik yapma bilincidir. Yani bireysel varlığımızı öne çıkartırken milliyetçi düşünceden vazgeçmez isek arzu ettiğimiz bireycilik modeline sahip olabiliriz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme