16 Mayıs 2013 Perşembe

Suriye Olayları Avanesine REDDİYE!..


Üst not: Reddiye yalnızca linkten görülebilecek olan metne dair hazırlanmıştır.

http://onedio.com/haber/-saldiridan-sonra-suriyeli-siginmacilarin-kafasi-ezilerek-olduruldu--111008

Güzel vatanımda işler gittikçe bir hayli garip bir hâl almaya devam ediyor.

Hakan Albayrak'ı "Atatürk ırkçı idi" sözleri ile tanıdım. Kariyerine baktığınızda "açıklamaları" ile ciddi parallellik gösterdiğine tanık olursunuz. Bu beyanatları sahip olduğu kariyerle yapmış olması gayet doğal. Hiç mi hiç yadırgamadım. Nedense bu tarz sözleri hep kendisinin çalışmış olduğu medya kuruluşlarının üyelerinden işitiyoruz.

Öyle ki Reyhanlı'daki bombalama sonrası öyle durumlar yaşanmış ki(!) ölmeyen Suriyelileri ellerinde taş ile kafalarını ezmiş Reyhanlılar. Neonazi'den farksızmış bu saldırıyı yapanlar, dolayısıyla Reyhanlıları kastediyor. Tabii fırsat kaçmaz hemen Ermenilere bir atıf yapmak gerek. Burada bitmiyor beyanatlar. Bu hükümet bu ülkeye iki numara, Suriye siyasetinin asaleti ise ülkeye beş numara büyükmüş... Asıl maksat da sanırım burada kendini aşikar ediyor. Belli ki bombalamadan doğan öfkeyi yine mazlumlar yaratarak ortadan kaldırma düzeneğinin "düğmesine basılmış".

Duygu sömürüsüne son sürat devam: Sırada fırıncı ekmek vermiyor, Eczacı ilaç vermiyor iddiaları. Mezhepçilik katıştırmazsak olaylara zarar ederiz. Güya hastalara "sünni" oldukları gerekçesi ile bakılmıyormuş. Neonazilere öldürdükleri Türkler için neredeyse teşekkür edecek. "Reyhanlı bu utanç altında ezilmeli" sözleri diye devam ediyor. Daha fazlası için linki kontrol edebilirsiniz. El hasılı Reyhanlılara hakaretin bini bir para etmiyor. Bu kişi "müslüman" kimliği ile kendini öne süren bir kişi ya da "İslamcı".


İki Cihan Başbuğu'nun "Ölülerinizi hayır ile yâd ediniz" hadisi şerifini unutmuş olmalı ki "cenaze evi olan bir semt" için bu kadar kolay bir şekilde "hayal alemi ürünü" sözler sarf edebiliyor. Bombalı eylem terörist bir eylem ve oradaki insanların kendi suçu olmayan nedenlerden ötürü; kısaca devletle hesaplaşmak için canları alındığından onların yakınlarına karşı sadece "Devlet" olarak değil; "Millet" olarak can borçlu olduğumuzu da unutuyor. Bunların tüm müslümanlar için çok önemli addettiği lakin İslamcıların evrensel olma tutkuları için dillerine pelesenk ettikleri ancak altını dolduramadıkları bir İslami kavram olan "Kul hakkı" ile örtüştüğünü de görmezden geliyorlar.

Bu sözlere karşı ne denilebilir ki... Tam bir İslamcı kozmopolitan anlayış. Rahmetli Hocam "Durmuş Hocaoğlu" bu kozmopolitler* hakkında bizi uyarmıştı demekten kendimi alamıyorum. Terörizmden sonra Türkiyemizin en büyük sorunu olmaya aday olan "kozmopolitler". Yani dünya vatandaşları. İslamcılık üzerine tuz biber misali ekelenmiş ki ne olduğunu bir türlü anlayamadığım terim.** Bir 28 şubat ürünü. Türk'e düşman ama müslüman olabilen, Türk'e düşman herkese dost. Vatan kavramına alerjilerini belli etmek adına "Seccademi serdiğim yer vatanımdır" diye afili ama bir o kadar için boş lafügüzaflar ederler. Bize mezalim yapan Ermeniler olsun isterse topraklarımızda bomba patlatıp kaç vatandaşımızı öldüğünü daha net olarak bilemediğimiz terörist takım.

Tarih bilmez, sosyoloji bilmez ama adına "ülke" diyerek Türk milletini kolayca idam sehpasına çıkartır ve bir cellat edası ile hiç çekinmeden tekmeyi vurur. Ne cesareti bu dersiniz?

Bilemiyoruz diyorum; çünkü isim listeleri yayınlanmıyor. Eğer yetkili merciiler gerçekten ölü sayısı hakkında net rakam vermek ve samimi olduklarını tüm Türkiye'ye açık açık ilan etmek istiyorlarsa isim listelerini medya kuruluşlarına açıklamak zorundalar. Harici durumlarda inandırıcılıkları kalmıyor.

Müslüman kimliği altında nasıl olur da Türk'e düşman olunur, bilemiyorum. Tarih okumaz mı, bu insanlar. Abbasi'den bu yana İslam'ın en güzide "askerleri" Türklerden vücuda gelmiyor mu? Bir "Yeni Osmanlıcılık Sevdası"dır ki almış başını yürümüş. Bir dakika! Osmanlı değil, Yeni Osmanlı. Sadece ad benzerliği ve aktif coğrafya nüfuz alanı aynı olan gayrısı kimden nevzuhur ettiği aşikar bir "Yeni Osmanlı". Belki de ileri saftasında yeni bir "Halifelik" modeli.

Ne Osmanlı'ya ne de Halifelik kavramlarına doğrudan doğruya bir itirazımızın bulunması söz konusu değildir. Ancak içi boşaltılmış ve Truva atlığı vazifesini edinmiş bir "Yeni Osmanlı"ya ve Papalık benzeri bir vazife edinerek sadece müslümanların mazlumiyetlerini gidermek yerine onları gütmeyi maksat edinmiş bir Halifelik kavramına elbette ki her şeref ve haysiyet sahibi Müslüman Türk gibi benim de itirazlarım olacaktır.

Hakan Albayrak'ın ifadeleri neresinden bakacak olursanız olun, tamamen provokatif ve bir amaca yönelik. Yüce Türk Milleti'ni aşağılamak. "Esad'ın yerinde olsam zil takıp oynarım" demiş. Ne münasabet!.. Esad'ı oynatacak bir olay varsa yapmış olduğu açıklamaların kelime kelime tercümesi olacaktır. Dünyanın neresinde olursanız olun, Türkleri tanımayan bir fert olsanız ve Albayrak'ın sarfetmiş olduğu kelimelere tanık olsanız; hissedeceklerinizi tahmin etmek çok da güç olmasa gerek.

Bir mezhep gerginliği Suriye'de var ve bunu Türkiye'ye de sıçratmak için sağlık görevlileri ile alakalı iddialarda bulunulmuş. Ben yahut bir başkası; hiçbir kimseye, hiçbir Türkiye ilinde bir sağlık kuruluşuna gittiğinde mezhebi sorulduğunu ne gördüm ne de duydum. Kurgu olarak aklımın ucundan dahi geçmedi. İnsanlar ancak buna güler.

Şüphesiz yaşananlar tüm Türk Milleti'ni üzmüştür. Düşen uçaklarımız, patlayan bombalar ve sınır illerimizdeki ciddi asayiş sorunları. Hepsi birbiri ardınca ekleneduruyor. Ancak tüm bu olanları unutturmak adına "Türk Milleti'ne karşı çamur at, izi kalsın" türü beyanatlara karşı elhamdulillah; kulaklarımız da dimağlarımız da kapalı.

Milletimiz kadar misafirperver ve ekmeğini paylaşmasını bilen bir millet olmadığı açıktır. Öyle ki dedesi şu an mevcut Türk toprakları içerisinde doğmamış olanların dahi sayısı hiç de az değildir. Bu hadise çoğu mezalim olmak üzere sınırlarımıza sığınan insanları, Türk yahut gayrı Türk olsan kucaklamasını bilmiştir. Büyük Çerkes Sürgünü'nden tutun da Rumeli'den göçen insanlarımıza; Hicaz ve Mısır yöresini kaybetmemiz ile anayurduna göçenlerden tutun da Sovyet zulmü mağdurlarına... Şu an Türkiye'nin nufüsunun 80 milyona vardığı tahmin edilirken bu nüfusun 1800'lü yıllardan itibaren mevcut sınırlarımız dışından gelenlerin sayısı kesinlikle 10 milyondan fazladır. Bu devlet başı sıkışan her Müslüman için adeta bir sığınma evidir. Türk Milleti hiçbir zaman ırkçılık, faşistlik ya da diğer üstünlük iddialarını "sosyal sorun" boyutuna taşımamış; tarihi 1000 yılı aşan yegane milletlerdendir. Ne Avrupa'nın herhangi bir ülkesi ne de diğer modern ülkelerin hiçbiri ile kıyas götürmez. Aksine artık esef ederek söylüyorum ki "Türk'üm" demek dahi başlı başına bir faşist tutum olarak nitelendirilmektedir. Bunu diyenler ya faşizmin ne olduğundan bihaber laf kalabalığı yapanlar, ya da art niyetlerini aşikar etmekten sakınmayan "Hak(k)" bilmezler***... Bu kara propoganda öyle bir hale büründü ki "Pascal Nouma" ben Türk'üm ve gurur duyuyorum derken yıllarca milli forma terleten başarılara imza atan Hakan Şükür "Ben Arnavut'um" demektedir.

Hal böyle iken birileri çıkacak da hala Suriyelilerin kafasının taşla ezildiğini iddia edecek. EL İNSAF! Böylesi iğrenç fantezilerin ise reyting bulması ve benim dahi bu söylemler üzerine bir yazı kaleme alma ihtiyacı hissetmem bile bir ayrı eziyet...

Nedendir bilmiyorum ama galiba hükümete yaranmak için önce "Türk milleti'ne ardından Türk Devleti'ne" hakaretamiz cümleler sarfetmek kafi geliyor. 63lüklerin**** bu yöndeki hal, hareket ve tavırları da bu tezimi destekler nitelikte.

"Sıfır sorun ve stratejik derinlik" derken tam manası ile "Stratejik Çöküntü" vaziyetine bürünmemiz ve bombalamanın hemen ardından gelen bombalama failinin açıklanması hiç şüphe bırakmaksızın agresif bir şekilde Suriye'yi adres göstermesi kafa karıştıran türden... İnsan ister istemez "madem bu olaydan bu denli emin şekilde haberdardınız, neden mani olunmadı da bu kadar insanımızın canına mâl oldu" diye sormaktan kendini alamıyor.

Ümit ederim ki bu kadar günlerin ardından bir gün güneş doğar.
www.uskudarcevresi.com
-Allahû Âlem(En doğrusunu Allah bilir)-


* Rahmetli Durmuş Hocaoğlu'nun konu hakkında "Yüce Türk Milleti'ni" uyardığı makalelerine birkaç örnek vermek gerekirse:

http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/columnistDetail_getNewsById.action?newsId=4636
http://www.aksiyon.com.tr/aksiyon/columnistDetail_getNewsById.action?newsId=4805
http://www.durmushocaoglu.com/dh/html/roportaj/roportaj2.asp
http://www.durmushocaoglu.com/dh/yazi.asp?yid=5193732
http://www.durmushocaoglu.com/dh/yazi.asp?yid=5560536

Dipnotlar:
** İslam dinimizn adıdır. Mensubu "Müslim" Türkçedeki yerleşmiş şekli ile Müslüman. Peki ya İslamcı? Dini bir ideoloji haline getirip Kuran'ı Kerim'i bir parti programı olarak algılayanlar mı? Ahirete bir ütopya; kader, kaza, zekat, gibi hadiselere felsefe ve hac farizasını da turizm seyahati olarak nitelendiren "spiritual sekülaristler mi"? Sorarsanız elbette ki inkar edecekler; çünkü seküler kelimesine karşı arizidirler. Lakin "Peygamber deveye bindi, biz de Jeep'e bineriz" demekten geri de durmazlar. İslamcı kelimesini sadece içerisinde bulunan "İslam" kelimesine hürmeten büyük yazdığımı da ayrıca belirtmek isterim.

*** Hakk kelimesi özenle seçilmiştir. Hem İstiklal Marşımızın dizeleri hem de "Türklüğü savunmak kul hakkıdır" diyen Alev Alatlı'ya atıf vardır.

**** Bebekkatilinin doğum günü hediyesi olan "akil insanlar".

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme