5 Nisan 2019 Cuma

Ceren Kartal - Burası Terra

Ben kayboluşuma türküler söyleyen bir seyyahım. Yerçekimi beni ayakta tutar. Doğa da beğenmedi bugün beni, sırtından atar. Oksijen günü geldiğinde gitmemiz için bize zehir saçacak ve tüm bu olanlara rağmen insanoğlu imara açık bir alanda binaların boyunu uzatacak. Bugün bir mürtedle sabahladım. Sınırları gördüğünü ve haritasını yırttığını söyledi. Acelesi vardı. Gideceği yerler ve kaçacağı devletler varmış. Ona göre yolun gidişatını biliyorsa her yer onun eviymiş. Göç etmek ruhunu serbest bırakmakmış. Göç, ruhu sahipsizlerin eviymiş.. Seçenekler yönlendirme, fırsatlar tecrübeymiş. ‘’Gören için’’. Ben külüstür bir ara sokağım. Doğup büyüdüğüm yer, Terra. Parasomnia hastasıyım. Vatan, gezdiğim topraklardır. Vatan, uykumun saptığı gecelerde bulduğum ışıktır. Yok olup gitmeden önce Ayder’de akan son dereyim. Suyum hırçındır, taşlarımı yerinden oynattılar.

Yılan derisinden ayakkabı yaptım, ateş çıkarmak için mercekleri ışıkla bileyledim. Hep daha ilerisi için, yokuşlar bizimdir. Bu tırmanışta kim olduğunu bilmeyen biri size neler yapacağını planlarıyla nasıl aktarabilir? Ya da sadece insan olduğundan öteye geçememiş biri nasıl sizi zirveye öteleyebilir? Bu yüzden toplumda ışık yaratmalıydım. Karanlığı yırtacak deliği oymalıydık. Okuduğunuz tüm kitapları sizden önce okumalıydım. Ya okuduğunuz kitaplar birer silahsa? Neden silahları teslim almaktansa size bırakayım?

Aslında okuduğumuz kitaplar dinlediğimiz müzikler tıklanmak için yarışlara soktuğumuz fotoğraflarımız, ‘’ben bunu böyle yapıyorum’’ demek için yaptığımız paylaşımlar hem kendimize hem toplum yönlendirmesine atılan birer bomba bu nedenle, silah özelliği taşıyor Fark etmediniz mi? Sizin yaptığınızın bir şeyin gün yüzüne çıkıp şovunu yaptıktan sonra bir virüs gibi dağıldığını. Epidemisi yüksek olayları yakından tanıyıp etki altında kalmaktansa, etkiyi kontrol etmeyi tercih ediyorum. Paranız olmadığında iç organlarınızı satmanızı gerektirecek kadar ciddi temel ihtiyaçlarınız vardır. Peki elektrik ağını birkaç günlüğüne durdurduğumuzda kaç kişi hayatta kalır? Ellerindeki güç hayatlarımıza nüfus etmiş durumda, onlar için savaşıyoruz. Bu dünyaya geldiğimizde bulunduğumuz coğrafyayı kolay kolay reddedemeyeceğimiz kadar gerçek bir savaş, öyle ya da böyle bu çukurun içinde yer alıp benlik olma savaşı veriyoruz. Gerçi ruhsal ve fiziksel benliğindeki açıklıkları yamalayacak, tonla uygulama zaten mevcut oyundaki karakterini nasıl tasarlaman gerektiği sana bırakılıyor. Çok zeki ya da çok güzel gözükebilir hakkında bu tarz görüşler oluşturabilirsin. Kilit noktası, yönlendirmek istediğin kitleyi iyi tanımaktan ve onlar ne istiyor sen nasıl verebilirsin kuramından geçiyor. İnsanlara onlar gibi olduğumuzu göstermek için tweetler atıp, popüler dizileri izleyerek destek oluyoruz. Her yıl belirli önemli günlerde günün anlam ve önemini’’ ben de buradayım, evet işte ben de senin gibi bu konuda hassasım, ayağınızı denk alın’’ mesajları vererek milli ve ahlakı değerlere sahip çıkıyoruz. Gerçekten böyle mi sahip çıkmalıyız? Ya sahip çıkmamız da, bu şekilde sahip çıkmazsak kötü hissedecek olmamız da bir yönlendirme ise? 

Bütün bunlar kurmaca ve bunlar birer pazarlamacı eğer ürün olmak istemiyorsan, gerçekten tüketim zincirinin tüketilen bir ürünü olmak istemiyorsan, sorularını Siri’ye yöneltmeden süzgecinden geçir çünkü o sorunun bir gizliliği yok tabii senin de. Tüm gizliliğine hatta benliğine ulaşan bu pazarlamacılar seni kodlayacak sen kilometrelerce ötede başka bir ürüne aktaracak günü geldiğinden savaşta kendinle yüzleşeceksin. Peki sence bu savaşı kim kazanır? Yeni özellikleri sürekli güncellenmiş ürün mü yoksa sürekli hazıra konan basit işlemci mi? Kafesine ateş et bu bir çapraz ateş olsa bile…

Yeryüzüne kazıklar çakan, gökyüzüne uçaklar fırlatanlar. Olumlu olarak aradığınız bütün özellikler, aslında yitirdiklerinizdir.ruhunuza ve özünüze sahip çıkın. Güç belkide geçmişteki tecrübelerdir. Sadece arkanızda bir tehdit varken hızınızı arttırabilirsiniz. Tehditleri ve tehlikeleri hırs olarak kabul edin.Eğer atlar kadar cesur bir yüreğiniz varsa size saygı duyabilirim. 3,2,1 burası Terra burada ölen insanların, ellerinin izi atının üzerine çizilir. Tabii gizliliğin elinden alınarak izlerin kopyalanmadıysa…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder