1 Temmuz 2017 Cumartesi

Bir Cuntanın Anatomisi

Başlık olarak seçtiğimiz ifade, Türk demokrasisinin kırılma noktalarını işleyen bir kitap serisinden esinlenerek atılmıştır. Sözlük karşılığı, ''bir ülkede yönetime silah zoruyla el koyan kimselerden oluşan kurul'' demek olan cunta, siyasi tarihimizin bazı dönemlerini özetler nitelikte. Birinci yıl dönümüne yaklaştığımız –üzerinde ittifakla durulan temel niteliği ihanet olan- 15 Temmuz kalkışması, cunta kelimesini seneler sonra tekrar gazete satırlarına taşıdı. Merkezinde FETÖ olan cunta yapılanması, daha önce tarihe düşmüş darbe ve darbe girişimleri ile kıyaslandı. Benzerlikler ve farklılıklar konuşuldu, yazıldı. Sayısız açık oturum ile 15 Temmuz darbe girişimi/kalkışması/terörü tartışıldı. Bu yazının mükerrer olmaması için sadece cuntalar tarihimizden bir kaç notla ilk askeri darbeye uzanacak ve cuntayı hatırlayacağız. Kati suretle, metodolojinin de zaruretiyle keyfiyet arz edebilecek bir mülahazanın önünü hemen keserek yazımızın benzetme, benzerlik incelemesi içermediğini belirtelim. Nitekim son cuntanın tahlili ve tetkikinde bu geçmişe yolculuğun katkı sağlayabileceği düşüncesini taşımıyorsanız yazının tamamını okumadan sayfayı kapatabilirsiniz.

22 Haziran 2017 Perşembe

Cumhurun Reisi Partinin Lideri



(Bu yazı Mart-Nisan sayısında İhtimal Dergisi'nde yayınlanmak üzere kaleme alınmış olup ilgili sayının çıkmaması üzerine www.orhundan.com platformunda okuyucuya sunulmuştur. Herhangi bir değişiklik yapılmadan basım aşamasındaki hali ile yayınlanmıştır.)

Türkiye'nin gündemindeki hadiseler çoğu zaman yakın tarihin ciltlerinin açılmasına vesile olur. Bazen meselenin temelinde yatan desenleri görebilmek için tarih koridoruna girilir. Bazen de sıcağı sıcağına meselelerin kademeleriyle ilgili fikir tartışmaları, münazaralar ve münakaşalar sürerken cümlelerin payandası seçilen anekdotlar mecburi istikamet dercesine sizi tarihe götürür. Bu yazımızı okuduğunuz sırada takvim yaprakları muhtemelen henüz tamamlanmış bir referandum sonrasını işaret edecektir. En iyi tahminle de sandığa gitmeden önceki son birkaç gününüz kala okuyacaksınız.  Referandum evet-hayır kampanyaları, seçim tarihimizin dikkat çekici bir safhası olacaktır şüphesiz. Bu satırları yazanın referandum neticesine yönelik keskin bir öngörüsü olmamakla beraber yazının gayesi de referandum değil. Referandumun hatırlattığı bir geçmiş. Tek cümleyle medhale nihayet verip toparlayacak olursak partili cumhurbaşkanlığı meselesi.

12 Nisan 2017 Çarşamba

Türkiye'nin Referandum Notları



Uzun bir aradan sonra tekrar Üsküdar Çevresi'nde sizlerle olmanın mutluluğunu tarif edemiyorum. Yazar arkadaşlarımla öz evladımız kabul ettiğim bu platforma karşı sergilediğim ihmalden ötürü platform kurucumuz Osman Berat Çelebi kardeşimin haklı sitemlerine maruz kalıyordum. Buna bir nihayet vermek için, 16 Nisan'da Türkiye'de kurulacak referandum sandığına birkaç gün kala tarih koridoruna girip referandum geçmişimizin notlarını derlemeye çalıştım. Sizin yazıyı referanduma birkaç saat kala yahut referandumun sonrasında okuma ihtimaliniz bulunuyor. Türkiye kaç defa referanduma gitti, en çok hangi tercih çıktı sorularına bakalım. 

23 Ocak 2017 Pazartesi

Fırsat ve Dahası Üzerine...

Saygıdeğer Devlet Bey,

Biz, yani Türk evlatları ve dahi o evlatlar içinde Ülkücüler, hülâsâ Rahmetli Başbuğ'un ''Bozkurtlarım'' dedikleri olarak haddimize olmayan bir iki sözümüz var:

2 Ağustos 2016 Salı

Harbiyeliler Üzerine...

Siz darbeci değilsiniz,
Siz elinizi kana bulamadınız,
Siz bu vatanı sevdiniz,
Siz "devlet" için nefes aldınız.

Hasılı kelam, kötü bir iş yapmadınız. 
Lâkin bedel ödemek size de düştü.

Size kıyanlar koskoca bir maziye,
Size kıyanlar iki bin iki yüz yıllık bir tecrübeye kıydı.

28 Temmuz 2016 Perşembe

Zat-ı Muhtereme Hitaben...

Yalan yok, yazmak ile yazmamak arasında çok fazla gidip geldim. Yazıp gönder ya da paylaş butonuna basmadan sildiklerim bende saklı. 

Akl-ı selim bu toprakları terk edeli çok oldu. Fakat bir büyüğümden çokça işittiğim ve yeni idrak ettiğim üzere "insan söz söylemeye kadir değildir." Lakin, söz yahut laf, hatta laf-ı güzaf ve dahi lakırdı ve küfür de olsa vakti geldiğinde bir doğum sancısı yaratıyor. Sabah günlük rutin olarak gezdiğim gazetelerde köşe yazarlığı yapan tanıdık bir ismi gördüm. 

Zat-ı muhtereme hitaben;

Merhum Hocam ve O'nu takip eden sayıları belli üniversite öğrencisini hedef tahtasına oturtarak, tuttuğu köşe başından ''totaliter düşüncelere hevesli gençlerin mutlaka elini öpmesi ve feyiz alması gereken mübarek adam'' gibi bir ifadeye başvurmuştunuz. Unutmadım, unutmadık, unutmayacağız, velakin;

1 Mayıs 2016 Pazar

İttihatçılar Nasıl Bir Devlet Devraldılar?

Son çare olarak uğurlarında savaşılmaya değer 
değillerse ilkeler neyi temsil etmekteler[1]

Günümüz Türkiye’sinde siyasi zihniyetin de buna çanak tutmasından kaynaklanan bir bilgi kirliliği yaşanıyor. Aydınlarımız bile kavramlar arasında bir fikir birliğinde buluşmamışken, bu olumsuzluk millet nezdinde daha keskin çizgiler oluşmasına sebebiyet vermektedir. İlim, bilim yapması gereken üniversiteler ve burada görev yapan akademisyenler, tarihe ideolojik olarak yaklaştıklarından hakikatten uzaklaşıyorlar. Onların bu davranış biçiminden kaynaklanan boşluk, kendi çıkarı için hakikati çarpıtan, şahsiyeti bozuk ve ayaküstünde bin tane yalanı sıralayan bir güruhun ortaya çıkmasına sebep oluyor.