16 Aralık 2013 Pazartesi

Rusya'nın Putin'inden Putin'in Rusyası'na: Enerji Güvenliği



Bölüm 6. 2. 4. Enerji Güvenliği

‘Enerji güvenliği’ başlığı altında 19 Ekim 2006 tarihinde düzenlenen panelde Polonya Savunma Bakanı Radoslaw Sikorski, enerji güvenliğinin ülkelerin savunma ve dış politikalarının ayrılmaz bir unsuru haline geldiğini, geçmişte olduğu gibi sadece ekonomi siyasaları içinde değerlendirilemeyeceğini, enerji güvenliği konusunda temel kavramlardan birinin dış politikada olduğu gibi “karşılıklılık” olması gerektiğini, bu konuda AB içinde ortak bir politika belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir.[1]

Goldwyn Uluslararası Stratejiler şirketi Başkanı David Goldwyn, dünyanın günümüzde “enerji güvensizliği” içinde olduğunu, bunun sadece fiyat ve arz istikrarındaki gelişmelerden kaynaklanmadığını, enerji güvenliğinin artık ülkelerin ulusal güvenlik ve savunma politikalarının ayrılmaz bir parçası olduğunu, bazı ülkeler için yaşamsal bir konu haline geldiğini, bazıları için ise güç kullanmadan baskı kurmanın etkili bir aracı haline dönüştüğünü, enerji kaynaklarına sahip ya da bağımlı olmanın ülkelerin dış politikalarını doğrudan etkilediğini, örneğin Rusya’nın 2006 kışında Gürcistan’a yönelik uyguladığı gaz kesme olayının bir “saldırı fiili” (act of aggression) olarak yorumlanabileceğini ifade etmiştir.



Enerji güvenliği konusunda ülkelerin Tasarruf, Çok Taraflı İşbirliği ve Kolektif Enerji Güvenliği olmak üzere üç temel alanda politikalar geliştirmesi gerektiğini ifade eden Goldwyn, enerji alanında hiçbir ülkenin tam bağımsız olamayacağını, Rusya’nın tek yanlı fiillerine karşı ortak hareket edilmesi gerektiğini ve örneğin, Rusya’nın Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyeliğine karşı iç pazarını yabancı yatırımcılara açmasının talep edilebileceğini belirtmiştir.[2]

Avrupa Birliği, Rusya’yı enerji kaynaklarını liberal ilkelerle uyumlu bir şekilde satmaya ikna etmekte zorlanmaktadır. Enerji konusunda Brüksel ile Moskova tamamen zıt politikalar izlemekte, AB’nin enerji tüketiminin dörtte birini sağlayan Rusya, doğal gaz kaynaklarına Avrupalı şirketlerin erişimini sınırlamakta ve Rusya elindeki enerji gücü ile AB içindeki bölünmeleri kullanmak istemektedir. Putin’in, Almanya Şansölyesi Merkel’e, Almanya’nın asla doğalgaz sıkıntısı yaşamayacağı konusunda güvence vermesi buna örnek gösterilebilir.[3]

Rusya’nın genişleyen AB ile artan dış ticareti, buna mukabil “enerji-teknoloji” kalıbındaki asimetrik dış ticaret dengesi, “füzeler” yerine “boru hatları”na dayalı yeni bir ortaklığın derinleşmesini sağlamıştır. Rusya bu noktada Almanya-Fransa-İspanya üçgenini harekete geçirme çabası içindedir.[4]

Avrupa ülkeleriyle eşitlik temelinde ilişki sürdürmek niyetinde olduğunu belirten Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın boru hatları sistemine yabancı yatırımcıların girişini sağlayacak olan ‘Avrupa Enerji Şartı’ ilkesini onaylamak ve dolayısıyla Rusya ekonomisinin ve ulusal gücünün önemli bileşenlerinden birisini yitirmek istememektedir.[5]

Gürcistan, 8 Aralık 2006 tarihinden itibaren kendi hava sahası üzerinden Gümrü Üssü’ne yönelik Rus askeri uçuşlarına izin vermemiş, böylece Ermenistan ticaret ve haberleşme ambargolarının yanı sıra askeri ve siyasi ambargoyla da karşı karşıya kalmıştır. Rusya Savunma Bakanlığı sözcüsünün konuyla ilgili yaptığı açıklamada, yasağın Gümrü’deki Rus Askeri Üssü’nün faaliyetlerini önleme ve Gürcistan’daki Rus üslerinin geri çekilmesini engelleyerek kuşatma altında bırakma amacını taşıdığı, söz konusu uçuş yasağının 8 Aralık 2006’da başlatılmasının tesadüf olmadığı, Türkiye ve Azerbaycan’ın Gürcistan’ın doğalgaz kuşatmasından kurtarılması karşılığında Gümrü’ye uçan Rus askeri uçaklarının kendi hava sahasından geçişini yasaklamasını talep ettikleri, Azeri uzmanların ayrıca Gürcistan üzerinden Ermenistan’a giden Rus doğalgazı için alınan transit ücretinin artırılması telkininde bulunduğu, Batı’nın Rusya’yı bölgeden uzaklaştırmaya çalıştığı bir dönemde Azerbaycan’ın mevcut ortamdan yararlanarak kendisine ‘minnettar’ olan Gürcistan’ı Ermenistan’a karşı bir şantaj aracı olarak kullanmaya çalıştığı, Ermenistan’ın bu durumdan ders çıkararak Gürcistan’a yönelik politikasını değiştirmesi gerektiği ifade edilmektedir.[6]

Ermenistan, Rusya’ya olan gaz borcunu, Ermenistan Atom İstasyonu ve bütün elektrik sektörü başta olmak üzere ülkenin en stratejik kurumlarını Rusya’ya devrederek kapatmıştır. Bu borç ödeme sekli Rusya’nın elindeki enerji gücünü nasıl kullandığını açık olarak göstermektedir.[7]

Ayrıca Rusya, 141 kilometre uzunluğundaki Ermenistan-İran doğalgaz boru hattını satın almak istemekte ve bunun gerçekleşmesi durumunda Ermenistan’a doğalgaz temininin daha güvenli olacağını iddia etmektedir.[8]



[1] Radoslaw Sikorski, “Energy Security”, 19 October 2006. The NATO Secretary General’s Successor Generation Conference, <http://www.nato.int/docu/conf/2006/061019_london/index.html>
 [2] David Goldwyn, “Energy Security”, 19 October 2006. The NATO Secretary General’s Successor Generation Conference, <http://www.nato.int/docu/conf/2006/061019_london/index.html>
[3] Pierre Avril, “Dialogue de sourds entre Européens et Russes sur l'énergie”, Le Figaro, 20 Octobre 2006.
[4] Mesut Hakkı Caşın, Rus imparatorluk Stratejisi, İstanbul: Okumuş Adam Yayınları, 2006, s. 600
[5] Anar Somuncuoglu, “Rusya’dan AB’ye Enerji Kilidi”, Cumhuriyet Strateji, Sayı: 126, 27 Kasım 2006, s. 18.
[6] Sarkis Gevorkyan, “The air blockade of Russian military base No 102 in Gyumri”, Ayots Ashkar, 13 December 2006, p.3. <http://library.aua.am/library/news/last/2006_12-14.htm>
[7] İlyas Kamalov, “Soğuk Savaş Sonrasında Rusya’nın Güney Kafkasya Politikası”, Stratejik Analiz, Kasım 2006, Sayı 79, s. 98.
[8] Gayane Movsesyan, “Na Postıdnom Tretyem Meste Rossiya Hochet Stat Glavnım v Armenii”, Vremya Novostey, 31 Octyabr 2006.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme